28 Ekim 2006 Cumartesi

KÖY BÖREĞİ

Köy böreği, elde açılan ince yufkaların sacta pişirilip, kurutulmasıyla elde edilen yufkalarla hazırlanan bir börek.(Ne cümle oldu ama!)
Bizde annem bu yufkaları açıyor, mutlaka bayramlarda hazırlanan bir börektir.
Bayram ziyaretine gitiğimiz her yerde bu börek ikram edilir.
Bayramdan 2-3 gün önce bu yufkalar açılıp, sacda kurutulup hazırlanır.
Bayramda misafir geldikçe tepsiye hazırlanan börekler ocağın üzerinde çevire çevire kızartılır.
Bu börek sıcakken çok lezzetlidir.
Her çeşidini yapabilirsiniz,genellikle mantarlı,etli,kıymalı ve benim favorim olan yumurtalı yapılır.
Bir de yufkalar sıcak yağlı suda ıslatılınca çok lezzetli olur.
Çocukken annem mutlaka bize ıslatılmış yufkalardan verirdi.
Ne yazık ki benim emsallerim ve genç kızlarımız arasında bu yufkayı açmayı öğrenen yada açabilen çok az kişi var.
Bende yufka açmayı öğrenmeyenlerdenim.
Yufka açmayı öğrenmek için hiç vakit ayırmadım, zahmetli bir iş gibi geliyor bana.
Allah annelerimize uzun ömür ve sağlık versin, onlar bizim için yapmaya devam ediyorlar.
"Afiyetle Kalın"

KÖY BÖREĞİ;
Malzemesi;

1 kilo un,yeterince su ve tuz.
Yufkaları ıslamak için;Yarım su bardağı sıvı yağ
Böreği tepside kızartmak için;1 çay bardağı sıvı yağ
İçi için;
Yarım kilo küçük doğranmış kuşbaşı,2 adet orta boy soğan.
TARİFİ;
Un, tuz ve su ile kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın.
Hamurdan cevizden biraz daha büyük parçalar kopararak,yuvarlayın.
Un yardımıyla pezilerinizi incecik açın, temiz bir çarşaf yada sofra bezi gibi bir örtünün üzerine açtıklarınızı dizin.
Sacınızı ısıtın (tepsi yada teflon tavada olabilir), yufkaları tek tek pişirip kurutun.
Pişen yufkaları üst üste dizin, biraz ılınınca silkeleyerek katlayıp, poşete koyup kaldırın.

Böreği yapacağınız zaman;
Tepsiye yarım su bardağı sıvı yağ ile 1.5 su bardağı su ve biraz tuz atıp bir iki taşım kaynatın.
Kaynayan yağlı su biraz ılınınca kuru yufkaları tek tek bu suya batırıp, biraz yüksekçe bir yerden sarkıtıp, fazla sularını süzdürün.
Annem bu işi oklavanın üzerine asarak yapıyor.
Böreği kızartacağanız tepsiye biraz yağ dökün.
Altına 1 kuru yufka serin.Üzerine ıslanmış yufkalardan 3/1 ini yerleştirin.
Daha önce hazırladığımız iyice pişmiş kuşbaşı eti yerleştirin.
Tekrar ıslak yufka ve et olarak dizmeye devam edin.
En üste kadar böyle devam edin.
En üstüne de kuru bir yufka yerleştirin.
Ocağa tepsiyi yerleştirip çevire çevire böreğin altını kızartın.
Sofranın ya da sininin üzerine aktararak böreğin diğer tarafını çevirin.
Tepsiyi yeniden yağlayıp böreğin diğer tarafınıda kızartın.
Sıcakken dilimleyip servis yapın.

"Afiyet Olsun"

22 Ekim 2006 Pazar

KADAYIF

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!
Geldi-geliyor derken, iftar davetleri için koşuştururken zaman akıp gitti.
Ömrümüzün bir Ramazan'ı daha geçti.
İnşaallah görevlerimizi hakkıyla yerine getirmişizdir.
Rabbim hepimize sağlık ve huzurla önümüzde ki Ramazan'ı görmeyi nasip etsin.
Büyük ihtimalle bayramıda büyük bir koşuşturmaca içinde geçireceğiz sonra yine günlük, rutin hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Hayatımızın rutinliğinden sıradanlığından şikayet edip, en ufak bir aksilikte de o rutinliği arayacağız.
Hastalık geldiğinde sağlığımızın kıymetini anladığımız gibi yada Cuma akşamı bizleri yeniden korkutan depremi hissedince, aslında ne kadar rahat olduğumuzu anladığımız gibi.
17 Ağustos depreminden sonra ne kadar zaman geçmesi gerekti kendimizi toparlayabilmemiz ve evimizde korkusuzca kalabilmemiz için.
Gözümü avizelerden uzakta tutmak bayaa zamanımı aldı benim.
Ya çocuk okuldayken deprem olurda hissetmezsem diye hep tetikte durmuştum.
Arabada geçirdiğimiz geceleri de unutmamak lazım.
Allah-ü Teala bizlere o günleri tekrar yaşatmasın, ülkemizi görünür görünmez belalardan ve kazalardan, güç yetmez -takat yetişmez, akla hayale gelmez musibetlerden korusun İnşaallah.
Velhasıl bence rutinlik iyidir, en azından her şey tıkır tıkır işliyordur.
Tekrar Ramazan Bayramı'nızı kutlar, sağlıklı ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
"Afiyetle Kalın"

KADAYIF;
Bu kadayıfı annem iftara gittiğimizde yapmıştı, oldukça hafif ve lezzetli bir tatlı.
Malzemeler;
250 Gram Kadayıf,
1 Su bardağı iri dövülmüş ceviz içi,
Kadayıfların üzeri için, yeterli sayıda bütün ceviz içi,
150 Gram tereyağ,
Şerbeti için;
3.5 bardak şeker,
4 bardak su,
1 paket vanilya,
bir kaç damla limon.
TARİFİ;
Şerbet malzemelerini kaynatıp, ılınmaya bırakın.
Kadayıfları tiftikleyip, biraz açın.
Bir kasenin içine kadayıfları döşeyip, içine çekilmiş ceviz içinden 1 kaşık koyun.
Kasenin dışına sarkan kadayıflarla cevizin üzerini kapatıp, fırın tepsisine ters çevirerek hazırladığınız kadayıfları dizin.
Tereyağını eritip, kaşıkla kadayıfların üzerine eşit miktarda paylaştırın.
Önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Kadayıflar ılınınca, ılık şerbeti üzerine dökün.
Bütün cevizleri ortasına yerleştirip, servis yapın.

"Afiyet Olsun"

21 Ekim 2006 Cumartesi

ABİMDE İFTAR YEMEĞİ

Bu sene sondan bir önceki iftarı abimde yaptık.
Biraz koşuşturmalı bir gün oldu, araya alışveriş telaşıda girince yengeme fazla yardım edemedim.
Yine de işimiz biter bitmez yengemin yanına gittik.
Annem kuru dolmaları yapmış, yemekler hazırlanmış sadece iftara yakın pilav yapılacaktı.
Beyler işkembe çorbasını çok seviyor.
Onlar için işkembe, yemeyenler için mantar çorbası vardı.
Bir de abim bizler için Tantuni yapmıştı, açıkçası tantuni de çok lezzetliydi.
Annem Antepli kiracısından öğrendiği kuru dolma yapmıştı.
Ramazan boyunca her tür dolmayı yediğimiz için güzel bir değişiklik oldu bizim için.
Abimin harika bir terası var.
Yaz aylarında mutlaka terasta yemek yer ve çayımızı terasta içeriz.
Bu arada abim harika mangal yapar.
Tabi o günkü soğukta terasa pek çıkmadık.
Yengemin iftar menüsü;
Masadakiler;
Patlıcan, biber, kabaktan oluşan kuru dolma,
Göbek salata,
Banyolu börek, 

Yemekler;

İşkembe çorbası, 

İşkembe yemeyenler için mantar çorbası,

Tantuni kebap, Pilav

Tatlı olarak;
Şekerpare ve minyatür baklava 

"Afiyetle Kalın"

19 Ekim 2006 Perşembe

İFTAR YEMEĞİM


KADİR GECESİ;
KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN.
"Allahım!Şüphesiz sen çok bağışlayansın, bağışlamayı seversin, bizi de bağışla" (Amin)
Ramazan ayının 20 ile 30'u arasında bulunan ancak 27. gecesine tesadüf ettiği kuvvetle tercih edilen Kadir gecesi Kuran-ı Kerim'in ifadesiyle bin aydan daha hayırlıdır.
Bu nedenle bu geceyi ihya etmenin sevabı pek çoktur.
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki, o ana rastlayan bir dua muhakkak kabul olunur.
Bu mübarek gecede Teravih namazı kılındıktan sonra bir müddet daha ibadet edilmesi, nafile namaz kılınması, Kuran okunması, kaza namazları kılınması, dua edip bağışlanmayı dilemek bu geceyi ihya etmek demek.
Allah'ü Teala bu gecenin kıymetini bilen, duaları kabul edilen kullarından eylesin hepimizi.(Amin)


İFTAR YEMEĞİM
Sonunda günler süren koşuşturmam dün akşam bitti.
Bayram temizliğinin de sıkıştırması sebebiyle iki katı yorucu günler geçirdim.
İnternete yemek etkinliği dışında fazla uğrayamadım, arkadaşlar neler yapmış bilmiyorum.
Bu yazıdan sonra ilk işim arkadaşlarımın sayfalarına uğramak olacak.
Dün akşam ki iftardan öncede iftar yemekleri verdim ama dünkü bayaa yorucu oldu.
Toplamda 17 kişiydik.
Annem, Abim, Ablam, Kardeşim, eşlerimiz ve çocuklarımız (Tuğba dışında hepimizin 2 çocuğu var)
ve annemin teyzesi ablamın kayınvalidesi Reyhan Teyze vardı.
Aile yemeklerini çok seviyorum, hangimizde toplanırsak toplanalım çok güzel geçiyor.
Allah'ü Teala hiç bir ailenin birlik ve beraberliğinin bozulmasına fırsat vermesin.(Amin)
Gelelim hazırlıklara ;
Bence bu tür davetlerin en büyük sorunu mönüyü oluşturmak.
İnanın mönünün son hali dün sabah ortaya çıktı.
Ben patlıcan-köfte şiş yapacaktım ama şiş almayı unutmuşum.
Tekrar alışverişe çıkmakta benim için çok zordu.
Günlerdir herkese "size güllaç yapıcam" dedim, ara ara güllaç bulamadım.
Tam umudumu kesmiştim ki sokağımızda ki yufkacıda varmış.
Kendi kendime "sen misin elinin altındaki dükkanı kontrol etmeden başka yerlerde güllaç arayan,
akılsız başın cezasını ayaklar çeker" deyip durdum.
Sağolsun yengem öğleden sonra yardıma geldi ama yine ancak vaktinde yetiştik, masanın resmini çekemedim.
Açıkçası Portakal ağacından Hatice ve annesinin "davetlere en kolay ve çabuk nasıl hazırlanılır?"
konulu yazısını merakla bekliyorum.
Dün akşam o kadar yorgundum ki hiç resim çekemeden yattım.
Sahurda hem yemeklerin resmini çekmek için hemde vakit dolmadan yemek yiyebilmek için koşuşturup durdum.
Resimleri çekerken ışığa dikkat etmemişim, biraz karanlık çıkmışlar.
Mesela köfteler bu kadar koyu değiller.
Akşamın en büyük sürprizini ise Kemal eniştem yaptı.
Bana resimde gördüğünüz yemek tabaklarını almış.
Dün akşamın anısına yemekleri hediye tabaklarımla çektim.
Ablama ve enişteme hediye için çok teşekkür ediyorum.


İFTAR MÖNÜM ;
Masadakiler;

Sebzeli börek


Göbek salata


Etli biber dolması


Cacık.

Yemekler;


Yeşil mercimek çorbası


Patlıcan sarma


Pirinç Pilavı


Köfte


Tatlılar;

Geleneksel tatlılardan; Muhallebili Güllaç

Modern tatlılardan; Kolay Ekler

"Afiyetle Kalın"

16 Ekim 2006 Pazartesi

MUHALLEBİLİ GÜLLAÇ BOHÇASI ve LOKMA

YE#15 TÜRK VE DÜNYA MUTFAKLARINDAN BAYRAM TATLILARI
Yemek etkinliklerinin 15.si, benim katıldığım 2. etkinlik olan Türk ve Dünya Mutfaklarından Bayram Tatlıları konulu etkinliğimize hoşgeldiniz!
Bu ayki ev sahibimiz www.blogcu.com/Dersaadet/e teşekkür ediyor, yapacağı düzenlemeler ve çalışmalar için kolay gelsin dileklerimi iletiyorum.

Tatlılar Türk mutfağının en zengin bölümlerinden biridir.
Türklerin yaşamında, doğumdan ölüme tatlı yapılır.
Doğan çocuğun tatlısı yenir, ölen kişinin helvası dağıtılır.
Her tür törende önce tatlı düşünülür.
Bu nedenle Türk tatlıları çok gelişmiştir ve çok güzeldir.
Güllaç ise, Ramazan tatlısı olarak bilinir.
Eski istanbul konaklarında güllacı evin hanımefendisinin yapması adettendi.
Evde 10 tane aşçı da olsa güllaç sofraya geldiğinde herkes onu evin hanımefendisinin narin elleriyle yaptığını anlar, zevkle yerdi.
Güllaç yapıldığı anda fazla bekletilmeden yenmelidir.
Bekletilen güllaçlar pelteleşir ve özelliğini kaybeder.
*Yazı, Nevin Halıcı'nın kitabından alınmıştır.
"Afiyetle Kalın"

*Ben güllaçları servis tabağına dizip, çekim yaptıktan sonra tekrar süt dolu tepsiye aktardım.
Sütsüz kalmak güllaçlara hiç iyi gelmiyor.

MUHALLEBİLİ GÜLLAÇ BOHÇASI;
Malzemeler;

Yarım paket(7 yaprak) güllaç,
1,5 litre süt,
500 gram şeker,
Muhallebisi için;
2 bardak süt,
1 bardak un,
1 bardak şeker,
125 gram margarin,
1 vanilya,
1 çay bardağı dövülmüş ceviz içi,
Üzeri için;
Yarım su bardağı Antep fıstığı,
Nar taneleri,
TARİFİ;
Muhallebiyi pişirmek için, margarini eritip, unu kavurun.
Vanilya karıştırılmış sütü ve şekeri ekleyin.
Mikserle iyice çırpıp, topaklarını giderin.
Ceviz içinide ekleyip, karıştırarak soğutun.
Büyük bir tepside güllaç yaprağını, şekerini ilave edip önce kaynattığınız sonra ılıttığınız sütte ıslatın.
Yaprakları dört bir tarafından zarf gibi katlayıp, bir kasenin içine yerleştirin.
Muhallebiden 2 kaşık yerleştirin ve bohça gibi katlayın.
Tepsiye ters çevirip yerleştirin.
Bütün yaprakları bu şekilde hazırlayıp, tepsiye dizin.
Üzerini istediğiniz gibi süsleyin.
Artan sütü güllaçların olduğu tepsiye ilave edin.
"Afiyet Olsun"

LOKMA;
Lokma,Türk-İslam inanışına göre Hazreti Muhammed'in (S.A.V) mührünü temsil edermiş.
Anadolu'da kutsal günlerde dağıtılan bir tatlıdır.
Sıcak veya soğuk yenebilir.
Çocukluğum da bayramda memlekete gitmiştik, her evde bize lokma tatlısı ikram edilmişti.

LOKMA;
Malzemesi;
Lokma için;

3 su bardağı un,
2 su bardağı su,
1 tatlı kaşığı kuru maya,
4 parça damla sakızı, (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı tuz.
Şerbeti için;
5 su bardağı şeker,
4 su bardağı su,
1 çorba kaşığı limon suyu,
Kızartmak için; Sıvı yağ.
TARİFİ;
Kapaklı bir kaba unu eleyin, unun ortasını açarak mayayı, yarım su bardağı ılık suyu koyup kenarlarından un alarak boza kıvamına getirin.
Unu üzerine toplayıp, sıcak bir yerde bekletin.
Hamurda çatlamalar oluşunca arasını açıp,kalan suyu,tuzu,sakızı ilave edin.
Çırpa çırpa yoğurup, kabınızın kapağını kapatın.
Sıcak yerde mayalandırın.
Hamur iki -üç misli kabarınca, ucundan alıp kontrol edin, göz göz olmuşsa hazır demektir.
Hamurdan avunuza alıp, baş ve işret parmağınızın arasından çıkacak şekilde sıkın.
Çıkan hamur parçasını yağa batırılmış kaşıkla alıp, kızgın yağa atın.
Yağı lokmalarla çok doldurmayın, kabarmasını engelleyebilir.
Kevgirle sürekli karıştırarak iyi pişip kabarmasını sağlayın.
Pişen lokmaları, önceden hazırladığınız soğuk şerbete atın.
"Afiyet Olsun"

15 Ekim 2006 Pazar

ABLAMDA İFTAR

Taze taze, sıcak sıcak bunlar!
Dün akşam ablamda iftardaydık.
Araya zaman girmeden, başka yazılar girmeden, yazıyı yazmak istedim.
Bu arada YE#15 Tatlılar yazımızın yarın yayında olması gerekiyor.
Geçen hafta ki misafirlerimin mönüsünü çektim bir ara onu yayınlamam lazım,
bu çarşamba iftar sırası bende o günün mönüsünü de yayınlamak istiyorum.
Anlıyacağınız bugünden daha müsait gün yok bu yazı için.
Ablam Sarıyer Yeniköy'de oturuyor.
Biz dün Bakırköy tarafından 16.30 gibi çıktık, sanki bütün İstanbul yollardaydı.
Tabiri caizse milim milim ilerledik.
Bu yol tıkalı değildir diye girdiğimiz bütün yollar tıkalıydı.
O yoldan çık, öbür yola gir derken küçük bir İstanbul turu atmış olduk.
İftara yetiştik mi? Evet yetiştik ama o güzelim masayı çekmeye fırsatımız olmadı.
Herkes masaya yerleşince "ben masanın resmini çekecektim" diyemedim.
Bende yemeklerin resmini herkes yemek yerken, arka odada çektim.
Bu yüzden resimler karanlık çıktı ama mönü muhteşemdi, ellerine sağlık ablacığım. 

Bizim ailenin beylerinin (eşim hariç), hiç sebzeyle işleri olmuyor, çorbadan hemen sonra pilava atlıyorlar.
Beyler yazın patlıcan, kışın ıspanağa razı oluyorlar.
Bu yüzden onları düşünerek, mönüye karar veriyoruz.
Bende Çarşamba günü için patlıcan düşünüyorum ama dur bakalım diyorum kendi kendime hele o güne bir ulaşalım.
Bizde hanımlar olarak arada bir onları takmayıp, kendimiz için değişik sebzelerde pişiriyoruz.

Ablamın menüsü hem beylere, hemde hanımlara hitap eden güzel bir mönüydü. 

ABLAMIN İFTAR MÖNÜSÜ;
Tavuk paçası çorbası,(görünümü şık ve lezzetli bir çorba, en kısa zamanda tarifini alıp, yayınlarım)
Fırında Patlıcan, köfte ve patates dizmesi,
Pirinç pilavı, yanında asma yaprağı sarma,
Pastırmalı Börek, salata,
Tatlı olarak; Şekerpare. 

 
Pastırmalı Börek 

Şekerpare


Bir iftarda böyle geçti, darısı çarşamba günü için benim başıma!

"Afiyetle Kalın"

13 Ekim 2006 Cuma

KIZKARDEŞİM TUĞBA'DA İFTAR YEMEĞİ

Geçen hafta Cumartesi günü kızkardeşim Tuğba'da iftardaydık.
Bu hafta ablamdayız, önümüzdeki hafta içi bende, sonrada abimde iftarda olacağız İnşaallah.
Geçen yıl ilk haftayı ben almıştım, bu sene annemde toplandık.
Ben son haftaya kaldım.
Cumartesi günü eşim beni Tuğba'ya sabahtan bıraktı.
Hazırlıkları birlikte yaptık diyemeyeceğim, Tuğba hazırlıklarını daha önceden yapmış.
Tatlıları akşamdan yapmış, bir kaç gün önce dolmalarını ve böreklerini sarıp, dondurucuya koymuş.
O gün hazırladıklarını pişirdi.
Ben sadece Tuğba'nın 2 yaşındaki oğlu Efe'ye baktım, o da işlerini yaptı.
Akşam üstü kızımla birlikte masayı kurdular, bana da resimleri çekmek içn zaman kalmış oldu.
Ramazan'a girerken iftar sofralarını çekmek gibi bir fikrim yoktu ama çoğu bloglar resim çekip yayınlayınca,
hele portakal ağacından Hatice'de iftar sofrası yayınlayınca,
dedim bende yayınlayayım hem "ne yemek yapayım, nasıl menü oluşturayım?" diyenlere bir fikir vermiş oluruz diye düşündüm.
Kendim bu güne kadar verdiğim iftar sofralarını görüntülemeyi başaramadım.
Ne kadar hazır olursanız olun, o gün telaşınız ve işiniz hiç bitmiyor.
Dondurucum yok, her şeyi o gün hazırlayıp, pişirmek zorundayım.
Tatlıyı bir gün önceden hazırlamaya gayret ediyorum.
Yemekler-börekler anca pişip hazır oluyor, resim çekmeye hiç vaktim kalmıyor.
Pazar günkü misafirimin tatlısını, pazartesi günkü misafirlerimin ise yemek menüsünün resimlerini çektim, onları yayınlayacağım.
İnşaalah bizimkilerin geldiği gün masayı görüntülemeyi başarırım.
" Afiyetle Kalın"


 
TUĞBA'NIN İFTAR MENÜSÜ;
Masada bulunanlar;

Kemalpaşa Tatlısı


"Afiyetle Kalın"

12 Ekim 2006 Perşembe

FIRIN SÜTLAÇ

Sütlaç, sütlü tatlılarımızdan hafif bir tatlı.
Canınız tatlı istediğinde en azından şerbetli tatlılar kadar ağır olmayacaktır.
Sütlacı pişirdiğinizde olduğu gibi yiyebilirsiniz yada fırında üstünü kızartarak fırın sütlaç olarak yiyebilirsiniz.
Gelelim ayrıntılara;
İtiraf ediyorum, ben bu sütlaçları fırında kızartmadım, seyyar ızgara teli ile kızarttım.
Bu tarifi eski fırınımda çok rahat yapıyordum.
Fırınımın üst bölümünde ızgarası vardı, üstünü yakıp tatlıların üzerini kızartıyordum.
Yeni fırınımın üst bölümünde ızgara yok ve üstten pişirme yapamıyorum.
Bir keresinde fırını normal olarak yaktım (fırınım doğalgazlı)
Fırın sütlaçları içine yerleştirdim, tam 2 saat fırının içinde üstü kızarıncaya kadar tekrar piştiler.
Çıktıklarında üzerleri hafif yanmıştı, kaynamaktan sütü kalmamıştı ve pirinç lapası gibi olmuşlardı.
Bende bir daha bu fırında sütlaç yapmadım.
Geçen gün aklıma evdeki elektrikli kokusuz ızgaranın seyyar ızgara teli geldi.
"Neden kaselerin üzerine onu yerleştirip, sütlaçları bu yolla kızartmıyorum?"
diye düşündüm ve uyguladım.
Sonuç;HARİKA !


Tabii çok dikkatli olmak lazım yanma tehlikesi var, kabloyu yakıp çarpılma tehlikesi de var.
Onun için aman DİKKAT!
Bu arada sütlaçlar çok kaynamadığı sütü fazla eksilmediği için hafif sulu oluyor, insanı pirinçle boğmuyor.
Üstelik rengi de bembayaz kalıyor.
"Afiyetle Kalın"

 
FIRIN SÜTLAÇ;
Malzemesi;

Yarım su bardağı pirinç,
1 su bardağı su,
6 su bardağı süt,
2 çorba kaşığı nişasta,
1 paket vanilya,
1 su bardağı toz şeker,
1-2 parça damla sakızı,
1 yumurtanın sarısı.
TARİFİ;
Pirinci ayıklayıp, yıkayın.
Üzerini örtecek kadar sıcak su ilave edip, 15-20 dakika bekletin.
Bol suyla yıkayıp, süzün.
Tencereye pirinçleri koyup, üzerine suyu ekleyip, koyulaşıncaya kadar haşlayın.
Nişastayı yarım bardak sütte eritip, sürekli karıştırarak pirince ekleyin.
Kalan süt ve şekeri, damla sakızlarıda ezerek ilave edin, karıştırmaya ara vermeden kısık ateşte koyulaşıncaya kadar pişirin.
Vanilyayı pişmeye yakın eklerseniz kokusu kaybolmaz.
Pişen sütlaçları ısıya dayanıklı kaselere paylaştırın.
1 kasesini ayırıp yumurta sarısını ekleyin.
Yumurta sarısı olan sütlacı diğer kaselerin üzerine birer kaşık paylaştırın.
Fırın tepsisine kaseleri yerleştirip, yarısına kadar su doldurun.
Önceden ıstılmış fırında, üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
"Afiyet Olsun"

*Bu tarif Lezzet dergisinde, bu ölçülerle 6 kişilik olarak yayınlandı ama misafir gelince bu ölçü yetmeyeceği için, ölçüyü iki katına çıkararak pişiriyorum.

10 Ekim 2006 Salı

HAŞLAMA ET

Ramazan ayındayız, ev ve mutfak hanımları olarak "iftara ne pişirsem" diye düşünüp duruyoruz.
Hele birde iftara misafiriniz geliyorsa, telaşınız ikiye katlanıyor.
Misafir geliyorsa, işiniz mönüye karar vermekle başlıyor.
Her misafir ayrı bir insan, farklı ağız tadı ve farklı yemeklerden hoşlanan insan demek.
Birinin çok sevdiği yemeği, diğeri ağzına bile sürmüyor olabilir.
Ev sahibi olarak aradaki dengeyi iyi sağlamanız gerekiyor.
Bence misafir çağırdığınızda en zor iş mönüye karar vermek, ondan sonrası nasıl olsa tıkır tıkır işliyor.
Haşlama eti bu sene ilk iftar misafirlerimize pişirmiştim, haşlama et ana yemek için güzel bir seçim olabilir.
Yanında güzel bir pirinç pilavıyla harika olur.
Yukarıdaki resim misafirime yaptığım iftar yemeği değil, onun için yanındaki pilav değil kepekli ve normal çubuk makarna karışımı var.
Siz nasıl pişiriyorsunuz bilmiyorum ama ben haşlama ete kesinlikle salça kullanmıyorum.
Renk verecek kırmızı, yeşil biber ve havuç varsa çok güzel görünüyor.
"Afiyetle Kalın"

HAŞLAMA ET;
Malzemeler;

4 Parça haşlamalık et,
2 Adet havuç,
5-6 Adet arpacık soğan,
2 Adet kırmızı biber,
3 Adet yeşil biber,
4 Adet küçük boy patates,
Tuz-sıvı yağ,
Yapılılışı;
Etleri tencereye alın suyunu salıp,çeksin.Su ilave edrek yumuşacık olana kadar iyice pişirin.
İyi pişmezse kayış gibi oluyor,isterseniz etleri önce düdüklüde pişirip,zaman kazanabilirsiniz.
Yumuşayan etin içine biraz sıvı yağ döküp,sertliklerine göre sırayla sebzeleri ekleyin.
Havuç,biber,küçük boy olduğu için ikiye böldüğünüz patatesler,arpacık soğanı ve tuzunu ilave ettiğiniz ete üzerini biraz geçecek kadar su ekleyin.
Sebzeleri pişince yemeğiniz hazır,istediğiniz baharatı ekleyerek servis yapabilirsiniz.
"Afiyet Olsun"

8 Ekim 2006 Pazar

GÜLLAÇ

Ramazan gelir de güllaç yapmadan olur mu? Tabi ki olmaz.
Ben güllaçla ilk defa bu sene tanıştım.
Pastanelerde yapılmışını, markette yufkasını görürdüm ama almazdım.
Bu sene çoğu blogda görünce deneme amaçlı aldım ve yaptım.
Evdekilerde çok beğendi, hafif ve lezzetli bir tatlı olduğuna karar verdik.
En büyük sorun uzun süreli beklemeye dayanmıyor.
Sütsüz kalınca hamurlaşıyor, çok sütlü olup bekleyince lapalaşıyor.
Onun için mümkün olduğunca yemeğe yakın yapmayı tercih edin.
Ben bu güllacı yuvarlak borcamda yarım paket güllaçla yaptım.
Paketin diğer yarısı ile de muhallebili güllaç bohçası yaptım.
"Afiyetle Kalın"

GÜLLAÇ;
Malzemeler;

1 paket güllaç,
2.5 su bardağı süt,
750 gram toz şeker,
1 çay bardağı toz fıstık,
1 çay bardağı çekilmiş fındık yada ceviz.
1 adet narın taneleri.
TARİFİ;
Sütü şekerle birlikte karıştırarak ılık bir şekilde ısıtın.
Her güllaç yaprağını bu süt ile tepside ıslatıp, borcama dizin.
Yaprakların yarısına gelince arasına kuruyemiş serpin.
Tekrar üzerine diğer yaprakları ıslayarak dizin.
En üstünü yine kuruyemiş ve nar taneleri ile süsleyip, servis yapabilirsiniz.

"Afiyet Olsun"

6 Ekim 2006 Cuma

PİDE HAMURUNDAN PİZZA

ŞARKÜTERİ PİZZA;
Pide hamurundan pizza yapmaya ne dersiniz?
Gerçek pizza tadı ve görüntüsü var, üstelik hamuru tutturabilir miyim? ya sert olursa? derdi yok.
Üstelik üzerine ne ekleyeceğiniz tamamen size kalmış.
İster sebzeli, ister peynir çeşitli, isterseniz şarküteri ürünlü ne isterseniz.
Yapın afiyetle yiyin.

*Bizde pizza denilince ablamın üstüne yoktur, harika pizzalar yapar.
Bende işte böyle hazır hamurlarla pizza yapıyorum diye avunuyorum.
"Afiyetle Kalın"

Şarküteri Pizza Malzemesi;
1 Pide hamuru,
1 Su bardağı un,
10-15 dilim salam,
Yarım kangal sucuk,
Yarım çay bardağı doğranmış siyah zeytin,
1 Su bardağı kaşar peynir rendesi,
1 Yemek kaşığı salça,
1 Yumurta,
TARİFİ;
Fırından aldığımız pide hamuruna un ekleyip, ele yapışmayacak bir kıvama getirin.
Yuvarlak Borcama un serpin, hamuru tepsinin ebatlarında açın, tepsiye yerleştirin.
Parmaklarınızla hamurun üzerine biraz bastırın ki, fazla kabarmasın.
Üzerine çırpılmış yumurta sürün, salçayı azıcık suyla çırpın hamurun üzerine sürün.


Şarküteri ürünlerini doğrayarak üzerine dizin, ısıtılmış sıcak fırında pişirin.
Pizzanız piştikten sonra sıcak fırındayken,kaşarını serpin.
Sıcak servis yapın.

SEBZELİ PİZZA;
Sebzeli Pizza Malzemesi;
1 Pide hamuru, hamuru kıvama getirmek için 1 su bardağı un,
250 gram mantar,
10 adet cherry domates,
3 adet kırmızı biber,
3 adet sivri biber,
1 yumurta,
1 Su bardağı kaşar rendesi,
1 Yemek kaşığı salça.
TARİFİ;
Şarküteri pizzadaki yapım aşamasını takip edin.
Üzerine dizdiğimiz malzemeler dışında yapım aşaması aynı şekilde yapılıyor.
Mantarların dış kabuğunu soyun,saplarını tamamen koparın.
Islak bezle iyice silin, yıkanmış mantar çok su bırakabilir.


Mantarları ince ince doğrayın, hamurun üzerine dizin.

Biberleri,cherry domatesi,doğrayıp dizin.
Sıcak fırında pişirin.
Kaşar rendesini en son fırını kapattıktan sonra eklemeyi unutmayın.
"Afiyet Olsun"

4 Ekim 2006 Çarşamba

ISPANAKLI YAŞ PASTA

Kızkardeşimden, dünkü doğum günüm yazısında resmini yayınladığım ıspanaklı yaş pastanın tarifini aldım.
İşte Ispanaklı Yaş Pastanın tarifi;
Pastayla ilgili bir kaç not;
*Ispanak püresini 250 gram ıspanağı (sadece yaprağını) haşlayıp,süzüp,blendırdan geçirerek elde ediyoruz.
*Ispanak püresi hamuru sıvılaştırdığı için 3,5 bardak un yetmeyebilir, kek hamuru kıvamını bulana kadar un eklemeniz gerekebilir.
*Un miktarı arttığı için vanilya ve kabartma tozu ikişer adet ekleniyor.
*Kekinizin üstü çok kabarabilir,bıçakla düzlemeniz gerekebilir.
*Krem şantiye 2-3 tatlı kaşığı toz şeker eklerseniz tadı daha da güzelleşiyor.

"Afiyetle Kalın"


Yukarıda ki pastanın içini gösteren resmi, kardeşim pastayı ilk kez denediğinde çekmiş.
O akşam biz içini görüntülemeyi başaramadan, pasta tabaklara pay olmuştu.
ISPANAKLI YAŞ PASTA;
Malzemeler;

3 Yumurta,
2 Su bardağı toz şeker,
1 Su bardağı sıvı yağ,
1 Su bardağı yoğurt,
3,5 Su bardağı un (kıvamına göre artabilir),
1 Su bardağı ıspanak püresi,
2 Paket vanilya,2 Paket kabartma tozu,
2 Poşet krem şanti,
Krem şanti için;
2 bardak süt,3 tatlı kaşığı toz şeker,
Keki ıslatmak için;1 su bardağı süt,
Üzeri için;
1 Su bardağı çekilmiş antep fıstığı,1 çay bardağı damla çikolata,
Yapılışı;
Yumurtaları toz şekerle çırpıp,içine sıvıyağı,yoğurdu,
ıspanak püresini ve eleyerek unu,vanilyayı ve kabartma tozunu ekleyin.
Hamurunuz cıvık olursa,kek hamuru kıvamını bulana kadar un ekleyebilirsiniz.
Kelepçeli kek kalıbını yağlayın,kek hamurunu içine boşaltıp,
orta hararetteki önceden ısıtılmış fırında ağır ağır pişirin.
Fırından çıkıp soğuyan kekinizi,ortadan ikiye bölün.
Krem şantiyi 3 kaşık toz şeker katılmış soğuk sütle hazırlayın.
1 su bardağı sütle,kekinizin alt ve üst yarısını ıslatıp,
alt yarısına krem şantiyi sürüp üst yarısını kapatın.
Üstüne ve yanlarınada krem şanti sürüp,antep fıstığı serpin.
Krema sıkacağına doldurduğunuz krem şantiyle süsleme yapıp,
damla çikolata ile süslemenizi tamamlayın.
"Afiyet Olsun"

2 Ekim 2006 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜM

Bugün benim doğum günüm!
1970 doğumlu biri olarak 36. yaşımızı devirdik.
Ailemin 3. çocuğu olarak dünyaya gelmişim.
Ailemin küçük çocuğu ünvanını 12 yıl taşıdım.
12 yaşımda kızkardeşim Tuğba'nın dünyaya
gelmesiyle, küçüklükten kurtulup 3 kızın ortancası oldum.

Çocukluğumuz İstanbul'da şehirde geçti ama şimdiki çocuklardan daha şanslıydık.
Bu kadar çok bina yoktu ve her taraf yemyeşildi.
Çiçeklerin, otların, papatya ve gelinciklerin içinde, toprağın içinde hoplaya zıplaya büyüdük.
Şimdi benim büyüdüğüm kırlara E-5'e bağlantı yolu yapılmış!

Oğlum ve kızım parka gitmelerini saymazsak, dört duvar arasında büyüdü.
Şimdilerde teknolojinin günümüz çocuklarını tutsak eden bağımlılığı var, televizyon-bilgisayar-playstation-atari gibi aletleri bırakıp, sokağa bile çıkmıyorlar.
Zaten sokaklar çok güvenli değil, çoğu anne "dışarı çıkarsa merak ederim, en iyisi bilgisayarda oynamasına yada sevdiği programı seyretmesine izin vereyim, gözümün önünde olur " diye düşünüyor.

Ben 80'li yıllarda 10 yaşlarındaydım ve Türkiye oldukça sıkıntılı günler geçiriyordu.
Çemberimde Gül Oya dizisini hep severek izledim çünkü bizim çocukluğumuzda olan olayları birebir yansıtmayı başarıyordu.
Ortamın karışıklığı, yokluk.
Paranız olsa bile bulunmadığı için alamadığınız bir sürü şey!
Annemlerin sık sık girdiği yağ, tüp, şeker gibi çok mühim şeylerin kuyrukları.
Tüp bulunamadığı zamanlarda elektrikli ocakta pişen yemekler.

Kolunuzda yanık varmış gibi görünen çiçek aşısı!
Bu aşıyı okula kayıt oluyorken,mutlaka olmamız gerekiyordu,neyse ki fedakarlığımız boşa gitmedi, en azından Türkiye'de şimdilik çiçek hastalığı tarih oldu.

Okula giderdik bomba ihbarı yapılırdı, ya korkuyla evlere dağılırdık yada aramaların bitmesini beklerdik.
Bir gün okula giderken çatışmaların arasında kaldık, korkuyla koşarak soluk soluğa eve geri dönmüştük.
Bugünlerde öğretmenler varsa fazla fiş istiyor öğrencilerinden, bizim zamanımızda bakkalı olan öğrencilerden 1 koli yağ istenirdi.
Okul önlüklerimiz simsiyahtı, şimdi neredeyse mavi önlük bile kalmadı.
Çoğu okul özel okulmuş gibi kendi istedikleri renklerdeki formaları giydiriyorlar.
Işıklar her gün ama her gün kesilirdi.
Bizim jenerasyonun "Işıklar kesikti,ders çalışamadım hocam"demesi boşuna değildi yani.

Bugünlerde sık gördüğünüz, Ramazana özelmiş gibi görünen rengarenk macunlarıyla macuncular hafta da bir gün mahallemizi ziyaret ederdi.
Sadece Ramazana özel bir şey değildi.
Ve Televizyon!
Tek eğlencemiz,hafta içi her akşam 19.00'da başlayan yayın, gece 23-24 gibi İstiklal Marşıyla biterdi.
Hafta sonu yayın 13'te başlardı bayram ederdik.
Televizyonda Türk filmi çok nadir verilirdi,verildiği zaman herkes 1 hafta öncesinden heyecanlanmaya başlardı, televizyonda Türk filmi oynayacak diye!

Dallas vardı her hafta kaçırmadan izlenen, Küçük ev, Charlie'nin melekleri, Komiser Colombo, Baretta ve daha nice diziler.
Pasaklı Sali diye bir dizi karakteri vardı, eve pis döndüğümüzde annemiz bizi
"Pasaklı Sali gibi olmuşsun" diye azarlardı.
Sonraki yıllarda ilk Brezilya dizimiz Köle Isaura, Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Üç İstanbul gibi nice diziler.
Uzaktan kumanda mı? O da ne? Zaten o yıllarda tek kanalımız var, ses ayarı içinde televizyonun yanına giderdik.
Şimdi evlerimizin vazgeçilmez aleti, uzaktan kumanda!

Ve genç kızlık, evlilik, erken yaşta annelik.

Hayat bir su gibi akıp gidiyor, geriye dönüp baktığınızda her şey sanki göz açıp, kapama hızında.

* Cumartesi günü 4 kardeş, eşlerimiz ve çocuklarımızla annemde iftardaydık.
Bu pastayıda kızkardeşim Tuğba o gün benim için hazırladı.
Ispanaklı yaş pastanın tarifi için tıklayın.
"Afiyetle Kalın"