31 Ağustos 2008 Pazar

FISTIKLI-DOMATESLİ SOS

YAMAN ETKİNLİK=HAYATIMIZA LEZZET KATAN SOSLAR
Bu ayki Yaman etkinlik konumuz; Soslar.
Ev Sahibimiz Ganne'den Lezzetler blogundan Ganne'ye kolay gelsin dileklerimi iletiyorum.
Ben etkinliğe geçen yıl Lezzet dergisinden öğrendiğim fıstıklı-domatesli sos ile katılıyorum.
Tatlıdan, tuzluya, salatadan, et yemeklerinden, makarnaya vs. eşlik ettiği her yiyeceğe lezzet katar soslar.
Bu tarifte ki sosu makarnada, ette ve benim yaptığım gibi çalı fasulyesinin üzerinde veya başka sebzelerin üzerinde kullanabilirsiniz.

*Ramazan-ı Şerif, hepimize hayırlı olsun.
Rabbim sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan geçirmeyi hepimize nasip etsin.
"Afiyetle Kalın"

FISTIKLI-DOMATESLİ SOS;
Malzemeler;
Yarım kilo çalı fasulye,
Zeytinyağı ve tuz.
Sos için;
3 adet domates,
1 adet küçük kuru soğan,
2 yemek kaşığı dolmalık fıstık,
2 yemek kaşığı kuş üzümü,
Zeytinyağı ve tuz.
Yapılışı;
Çalı fasulyenin uçlarını koparıp, kılçıklarını temizleyin.
Kaynayan tuzlu suda yumuşayıncaya kadar pişirip, süzün.
Zeytinyağında sote yapıp, servis tabağına dizin.
Sos için, soğanı çok ufak doğrayın, zeytinyağında hafif kavurun.
İçine domatesleri rendeleyin.
İkisi bir pişmeye devam ederken içine tuzunu, dolmalık fıstık ve kuş üzümünü ekleyin.
Domatesler piştikten sonra sosu servis tabağında ki fasulyenin üzerine dökün.
"Afiyet Olsun"

27 Ağustos 2008 Çarşamba

MANGALDA SOSLU BAGET


YE# 37 MANGAL KEYFİ=MANGALDA SOSLU BAGET
Yemek etkinliğimizin bu ay ki konusu, yaz aylarının vazgeçilmezi, pikniklerin baştacı;Mangal.
Ev Sahibimiz Yemek Kokusu blogundan Tuğba'ya kolay gelsin dileklerimi iletiyorum.
Benim evimde mangal yapma imkanım yok, o yüzden mangalı terası olan abim yada bahçesi olan eniştem yapınca yeriz.
Ben evde ızgara bölümünü kullanarak fırında yapabiliyorum.
Bu tarifte ki sosu kullanarak lezzetli bir tavuk ortaya çıkarabilirsiniz.
Bagetleri Arpacık Soğanlı Mantar Sote ve Pirinç Pilavı ile servis yapabilirsiniz.
"Afiyetle Kalın"

MANGALDA SOSLU BAGET;
Malzemeler;
1 Kilo tavuk baget,
3 yemek kaşığı yoğurt,
2 yemek kaşığı biber salçası,
1 yemek kaşığı kuru reyhan otu,
1 yemek kaşığı kuru nane,
1 yemek kaşığı kekik,
3 yemek kaşığı sıvı yağ,
yeterince tuz.
İsteğe bağlı;Kırmızı pul biber, kimyon, karabiber.
Yapılışı;
Sos malzemelerini karıştırıp, tavuk bagetlerini bu sosa bulayın ve biraz bekletin.
Soslu bagetleri mangala yerleştirip, kızartın.
Mangalınız yoksa yine ızgaraya dizin ve içinde su dolu bir tepsi bulunan fırında kızartın.
Bu şekilde hazırladığınız bagetleri fırın poşetine dizip, fırında pişirebilirsiniz.
"Afiyet Olsun"

25 Ağustos 2008 Pazartesi

BOSTAN PATLICANINDA KIYMALI MAKARNA

Bu tarif Sofra dergisinin Nisan sayısında yayınlandı, üstelik kapakta tarifin resmini kullanmışlardı.
Bazı tarifler vardır beni çok etkiler, gördüğüm anda "bunu mutlaka yapmalıyım ve yemeliyim" diye düşünürüm.
Hatta tadının neye benzediğini düşünüp, ağzımda hissederim.
Daha önce asma yaprağında enginar dolması ve kabak çiçeği dolmasında böyle hissettim.
Enginarı pişirdim ve tattım, kabak çiçeği dolmasını da bu sefer köye gidince denedim.
Bu tariftede böyle oldu, resmi görmem yetti.
Ben mutlaka bunu yapmalıyım dedim ve yaptım.
Tat olarak beni hayal kırıklığına uğratmadı, nefis bir tadı var.
Tarifte patlıcan kızartılmıyordu ama ben kızartarak yaptım, lezzeti ikiye katlandı.
Makarnaya salça değil, domates ekledim.
Patlıcana uyan mor renkli taze reyhan ile süsledim.
Bostan patlıcanı ile yaptığım diğer tarifler için bakınız;

Bostan Patlıcanı Oturtma

Patlıcan Burger

"Afiyetle Kalın"
BOSTAN PATLICANINDA KIYMALI MAKARNA;
Malzemeler;
3 adet bostan patlıcanı,
1,5 su bardağı yüksük makarna,
250 gram kıyma,
2 adet domates,
2 adet sivri biber,
1 adet kuru soğan,
Sıvıyağ,tuz,karabiber,kırmızı pul biber.
Yapılışı;
Makarnayı tuzlu suda haşlayıp,süzün.
Patlıcanları ikiye bölün ve kızgın yağda sertlikleri gidinceye kadar hafif kızartın.
Ayrı bir tencerede küçük doğradığınız soğanları 3-4 kaşık yağda kavurun.
Küçük doğranmış domates ve sivri biberi ekleyin.
Damak tadınıza uygun baharatları ekleyin.
Makarnayıda ekleyerek,iyice karıştırın.
Kızarttığınız patlıcanın içini biraz oyup,içine kıymalı makarnayı yerleştirin.
Ben başka bir işlem uygulamadan böyle servis yaptım.
Dergide ki tarifte servisten önce fırında biraz pişiriliyor.
"Afiyet Olsun"


*Muhterem'le Geziye güncellendi.
Tarihi yapısı ve muhteşem evleri ile Safranbolu'yu tanımak, resimlerle gezmek isterseniz bakınız;
Muhterem'le Geziye-Safranbolu.

22 Ağustos 2008 Cuma

HİNDİSTAN CEVİZLİ TOP KEK

Top kekler servis kolaylığı sebebi ile sık sık tercih ettiğim bir kek türü.
Top kek pişirmek için krem karamel kalıplarını kullanıyorum.
Son dönemlerde silikon kek kalıpları ile de pişirmeye başladım.
Silikon kek kalıpları da oldukça kullanışlı oluyor.
Keklerin üzerini istediğiniz gibi süsleyebilir yada sade olarak tüketebilirsiniz.
"Afiyetle Kalın"

HİNDİSTAN CEVİZLİ TOP KEK;
Malzemeler;
4 adet yumurta,
1,5 su bardağı toz şeker,
1 su bardağı süt,
1 su bardağı sıvı yağ,
1 su bardağı hindistan cevizi rendesi,
2 paket kabartma tozu,
1 paket vanilya,
3-3,5 bardak un.
Üzeri için;
1 poşet krem şanti,
1 su bardağı soğuk süt,
1 çay bardağı damla çikolata.
Yapılışı;
Yumurta ve şekeri çırpın.
Süt, yağ, hindistan cevizini ekleyerek karıştırın.
Eleyerek kabartma tozunu, vanilyayı ve unu ekleyerek karıştırın.
Eğer krem karamel kalıpları ile pişirecekseniz kalıpları margarin ile yağlayıp, un serpin.
Kalıpları fırın tepsisine dizin.
Kalıplara 2 yemek kaşığı hazırladığınız kek hamuru karışımından koyun.
Önceden ısıtılmış orta dereceli ısıda ki fırında pişirin.
Kekler pişip, çıkınca üzerine sütle çırptığınız krem şantiyi sıkın ve damla çikolata serpin.

"Afiyet Olsun"

21 Ağustos 2008 Perşembe

PRATİK PİZZA

Bu tarif gerçekten çok pratik.
Bu pratik pizzayı yapmak için hamurla uğraşmak yerine hamburger ekmeği kullanılıyorsunuz.
Hem işiniz çabuk bitiyor, hemde mutfakta hamurla uğraşmanın getirdiği dağınıklık olmuyor.
Üzerine istediğiniz malzemeyi, istediğiniz şekilde dizebilirsiniz.
"Afiyetle Kalın"

PRATİK PİZZA;
Malzemeler;
4 adet hamburger ekmeği,
Sosis, sucuk, kaşar peynir, sivri biber, tereyağ.
Yapılışı;
Hamburger ekmeklerini ikiye ayırın, böylece 8 adet pizzanız olacak.
Ekmeklerin iç kısmı yukarıya bakacak şekilde yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
Üzerlerine çok az tereyağ sürün.
Ketçabı da ekmeklerin üzerine sürün.
Şarküteri malzemelerini ve sivri biberi ince ince doğrayın.
Ketçap sürdüğünüz ekmeklerin üzerine malzemeleri yerleştirin.
Önceden ısıtılmış, orta derecede ki fırında malzemeler biraz pişirin.
Kaşar peyniri rendeleyip, en üst kısmına yerleştirin.
Kaşarlar eriyinceye kadar fırında pişirin.
Sıcak sıcak servis yapın.
"Afiyet Olsun"


20 Ağustos 2008 Çarşamba

SİYEZ BULGURU

Tatilden döndük ama iş güçten fırsat bulup, bir türlü sayfamı güncelleyemedim.
Verilecek pek çok tarif, yayınlanacak onlarca gezi resmi var ama bilgisayarın başına oturacak vakit yok.
Tatilimizi her yıl olduğu gibi memleketimiz Kastamonu'da geçirdik.
Çoğunun tarifini daha önce verdiğim yöresel yemekler yedik, birde çocukluğumdan beri adını sık sık duyduğum fakat karşılaşmadığım Kastamonu'ya özgü siyez bulguru ile ilk defa bu yıl tanıştım.
Öğrendiğim kadarıyla Siyez buğdayı 10 bin yıl önce ilk tarım köylerinde ekilen ilk buğday.
Ve artık bir tek Kastamonu'da yetişiyor.
3 haftalık tatil boyunca 3-4 sefer siyez bulguru pişirdim, bu buğdayı ekmeyi ihmal etmeyip, bugünlere kadar gelmesini sağlayan atalarımı rahmetle andım.
Ayrıca bu yıl İhsangazi'de 1. Sepetçioğlu ve Siyez Bulguru Festivali düzenlendi.
Bu adreste Sayın Mustafa Afacan Bey'in Siyez bulguru için yazdığı güzel yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.
Bu yazıda Siyez'in tarihinden, nasıl üretildiğine kadar pek çok ayrıntıyı bulabilirsiniz.
SİYEZ BULGURU
Antik Paphlagonia’nın onurlu kenti Kastamonu...
Tarihin her kıvrımında boyundan büyük işlere yeltenen Kastamonu...
Anadolu’nun kuzeyinde ismi kaybolmuş çoğu kavimin izine açılan kapı; Kastamonu...

Evet, Anadolu’nun tüm köy yolları gibi, bizim köylerimize yürüyen yollar da tozlu, terli ve yorgundur.
Uzun yolculukların molası çoğu zaman çam ağaçlarının arasından ansızın kendini ele veriveren köyler olur hep.
Önce kapı üstlerine sırtını vermiş 10 bin yaşında ki bukranyonlar selamlar konukları.
Sonrasında ise bir kâse soğuk yayık ayranınındır merhaba sırası.
Sırtınızı ahşap duvara asılı üzerliğin gölgesine yaslayıp, gözlerinizi hemen önünüzde uzanan tarlalara yatırdığınız o dakika sarı bir denizin içinde kaybolup gidiverirsiniz.
Yarı kırılgan sapları ile rüzgâra meydan okuyan bir siyez tarlasıdır size karşıda ki hayal denizinden göz kırpan dilber...

Siyez köylünün nazlı çocuğu, siyez buğdayın en meşakkatlisi, siyez; aslında insanlığın üvey çocuğu...
Arkeobotani ve biyomoleküler arkeoloji bilim dallarının tuttuğu ışık, siyez (triticum monococcum) ve gernik (triticum diococcum) buğdaylarının 10 bin yıl önce ilk tarım köylerinde ekilen “ilk” buğday olduklarını gösteriyor.
Yani; insan neolitik dönemin şafağı ile beraber göçerlikten yerleşik yaşama geçip, yiyeceğini “toplayıcılık” ve “avcılık” dışı uğraşlarla (da) sağlamaya başladığı ilk gün, hemen doğada hazır bulunan “yabani” buğdayı evcilleştirmeye başladı. Zamanla da neolitik dönemin devrimcileri olan kadınların hünerli ellerinde “siyez” ve “gernik” tarlaları doğan güne merhaba dedi.
Ama tabii insanla siyez / gernik arasında ki aşk uzun sürmedi.
Tanesinin küçük olması ve üstelik bu yetmezmiş gibi bir de bu küçük taneyi sıkıca saran bir kabuğun siyez / gernik tarımını güçleştiriyor olması hemen doğal seleksiyon mekanizmasını harekete geçirdi.
Öyle ya hayatta kalmak için yaşam şartlarına uyabilmek kadar, insanın yararına da uymak doğanın anayasasıydı.
Zamanla tarımda yetkinleşen insan emeği taneleri daha büyük, taneyi saran kabuğu olmayan, işlemesi kolay, verimi daha yüksek buğday türlerini bulmakta gecikmedi.
Günümüzde de yaygın olarak kullanılan makarnalık buğday (triticum durum) ve ekmeklik buğday (triticum aestivum) siyez ve gerniğin yerini aldı.
Zamanla çiftçiler bu iki yeni buğdayın tohumlarını her hasattan sonra ayırıp, yeni yıl yeniden ekerken, siyez / gernik tarihin tozlu raflarına kalkıverdi.

İşte siyezin hikâyesi böyle. Güzel başlayan, ama hüzünlü biten bir “Türk filmi”.
Kapı dışarı edilen bir “üvey” çocuk.
Günümüzde sadece Kastamonu’da tedavülde olan bir garip Anadolu'lu.
Gernik, Kastamonu’da da mutfağın dışına çıkmış olup günümüzde artık sadece hayvan yemi olarak kullanılmakta. Siyez ise şehrimizin yerel bulgur tüketiminin büyük oranını kapsamakta.

Üretimine gelince;
Köy kadınları hasattan sonra, önce siyezi kalburdan geçirirler.
Kalburlama işlemi ile siyez, taş, toprak gibi yabancı maddelerden ayrıştırılır.
Bulgur olamayacak özellikte ki buğday parçaları hayvan yiyeceği olarak ayrılır.
Daha sonra siyez odun ateşinde kazanda kaynatılır. Açık alana serilir, kurutulur.
Kurutulan buğday ahşaptan yapılmış sini içinde yeniden bir ayıklama işleminden geçer.
Sini içine az bulgur konur, iki elle sini sallanarak, daha önce ayrışmayan yabancı maddeler ayrılır.
Evde yapılan bu işlemden sonra buğday yarılmak üzere su değirmenine götürülür.
İlk aşamada değirmen taşlarının arası açılarak siyez kabuğundan çıkarılır.
Eleklenir, yeniden aynı işlem tekrarlanarak tüm tanelerin kabuklarından çıkması sağlanır.
İkinci aşamada değirmen taşları birbirlerine yaklaştırılır, siyez yeniden aynı işlemden geçirilir. İri taneler pilavlık, küçük taneler çorbalık olarak ayrılır.
Bulgurun beslenmemizde ki yeri ekonomik / sosyal açıdan baktığımızda çok önemlidir.
Öyle ya, pirincin bile varsıl sofralarının konuğu olduğu koskoca bir Ortadoğu coğrafyasının yegâne yoksul yemeğidir bulgur.

Kastamonu Mutfağı’nda siyez bulgurunun kullanımı çeşitlidir.
Çorbalık (ince taneli) siyezden; sade, sütlü, yoğurtlu, ayranlı, mercimekli çorbalar yapılır.
Pilavlık (kalın taneli) siyezden; sade, patatesli, taze fasulyeli, kuru fasulyeli, bezelyeli, domatesli, mercimekli, yoğurtlu, ısırganlı, ebegümeçli, mantarlı, pirinçli pilavlar yapılır.
Bu yemeklerden ekşili pilav en çok sevilenidir.
Mustafa AFACAN

SİYEZ BULGURUNDAN PİLAV;
Malzemeler;
2 bardak siyez bulguru,
Yarım bardak pilavlık pirinç,
2 yemek kaşığı tereyağ,
3 adet domates,
3 adet sivri biber,
1 adet kuru soğan,
Tuz.
TARİFİ;
Siyez bulgurunu ve pirinci ayıklayıp, ıslatın.
Tereyağını eritin, içine kabuğu soyulup küçük doğranmış soğan, domates ve biberi ekleyin.
Sebzeler kavrulunca iyice süzdüğünüz bulgur ve pirinci ilave edin.
Hepsini bir kavurduktan sonra üzerini biraz geçecek kadar su ilave edin, bulgur daha önce ıslandığı için fazla su çekmeyecektir.
Tuzunu ekleyip, kısık ateşte suyunu çekinceye kadar pişirin.
"Afiyet Olsun"

16 Ağustos 2008 Cumartesi

BERAT KANDİLİ


10 gün olarak düşündüğümüz ama güzel ve serin geçen günleri birden bırakamadığımız için 20 güne çıkan tatilden döndük.
En kısa zamanda yeni tariflerle buradayım.

Mübarek Berat Kandilinizi kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
'Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)
Ayette geçen, 'mübarek gece'den maksat; Berat gecesidir. Kur'ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi.
Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin, dört adı vardır. "Mübarek gece", "Berae gecesi" "Sakk gecesi", "Rahmet gecesi". Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır.
Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki,
haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren
bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar.
Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:
Bu gecenin beş özelliği vardır:
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından
melekler gönderilir.

3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir.
Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü,
geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.
(Yazı http://www.biriz.biz/itikat/berat.htm sitesinden alınmıştır)