Ramazan Bayramı'nızı en içten dileklerimle kutlar, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
29 Ağustos 2011
HAYIRLI BAYRAMLAR
27 Ağustos 2011
İFTAR YEMEĞİ 2011-2
Ramazan'ın son günlerini yaşıyoruz.
Evlerde bayramın tatlı telaşları başladı, ev hanımları temizlik, tatlı-börek hazırlıkları, alışveriş koşuşturmacası, çocuklar bayramlık elbise seçimi konularına yoğunlaştılar.
Birde tabii son günlere kalan iftar davetleri var.
İftar yemeği verirken hafta sonları çok kıymetli oluyor.
Özellikle uzakta oturan akrabalar hafta sonu davetlerinde ağırlanır.
Ramazan'ın başında hafta sonları rezervasyonlarımızı yaparız.
Eminim bu son Cumartesi-Pazar pek çok evde iftar daveti ile geçirilecek.
Perşembe günü abim, ablam ve kızkardeşim, eşleri ve çocukları ile birlikte bende iftardaydık.
Annem, yaz aylarını geçirdiği Abana'dan henüz dönmediği için yine bize katılamadı.
Bu arada kızkardeşim Tuğba'nın 2 ay önce dünyaya gelen kızı Eslem o gün ilk defa evimize gelmiş oldu.
Eve dönerken Eslem'e eve ilk gelişi sebebi ile yumurta ve soğan verdim.
Saçlarına ak düşünceye kadar yaşasın diye saçlarına un serptim.
Soğanı acıya dayanıklı olsun diye veriyoruz ama yumurtayı ne için verdiğimizi bilmiyorum : )
"Afiyetle Kalın"
İFTAR YEMEĞİ MÖNÜSÜ;
Masadakiler;
Etli Biber Dolması
Etimekli Patlıcan Salatası
Ispanaklı Börek
Fasulye Piyazı
Kastamonu'dan dönerken getirdiğimiz Çekme Helva da masadaki yerini aldı.
Yemekler;
Kırmızı Mercimek Çorbası
Pirinç Pilavı
Fırında Baharatlı Taze Patates
Köfte
Tatlı olarak;
Haşhaşlı Revani-Kesme Dondurma
Haşhaşlı Revaninin tarifi yakında....
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
Sultanahmet Meydanı'nda Ramazan için düzenlenen etkinliklerin gece çekimlerini görebilir, 2011 yılının Ramazan'ı anısına hazırladığım videoyu seyredebilirsiniz, bakınız;
Muhterem'le Geziye-Sultanahmet'te Ramazan-Gece Çekimleri
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
17:33
5
yorum
Etiketler: YEMEK MASASI
26 Ağustos 2011
HAYIRLI KANDİLLER!
"Allahım!Şüphesiz sen çok bağışlayansın, bağışlamayı seversin,
bizi de bağışla" (Amin)
Ramazan ayının 20 ile 30'u arasında bulunan ancak 27. gecesine tesadüf ettiği kuvvetle tercih edilen Kadir gecesi Kuran-ı Kerim'in ifadesiyle bin aydan daha hayırlıdır.
Bu nedenle bu geceyi ihya etmenin sevabı pek çoktur.
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki,o ana rastlayan bir dua muhakkak kabul olunur.
Bu mübarek gecede Teravih namazı kılındıktan sonra bir müddet daha ibadet edilmesi, nafile namaz kılınması, Kuran okunması, kaza namazları kılınması, dua edip bağışlanmayı dilemek bu geceyi ihya etmek demek.
Allah'ü Teala, hepimizi bu gecenin kıymetini bilen, duaları kabul edilen kullarından eylesin.(Amin)
24 Ağustos 2011
İFTAR YEMEĞİ 2011
Cumartesi günü eşimin ağabeyi ve ailesini ağırladım.
Geçen yıl ki gibi 6 kişiydik, bende gazeteden aldığım arcopal tabaklarımı kullandım.
Kalabalık misafirlerde tabak bütünlüğü bozulduğu için bu takımımı kolay kolay kullanamıyorum.
Gazeteden aldıklarımla ilgili geçen yıl yazdığım daha doğrusu içimi döktüğüm yazıyı buradan okuyabilirsiniz : )
Misafirlerimin geleceği saat 14.30'da kesinleştiği için mönüde börek yada daha farklı çeşitler yok.
Mönüde daha çok yoğurtlu salatalara ağırlık verdim.
Şerbetli tatlı yerine daha hafif olan Haşhaşlı tatlı yaptım.
Ramazan'ın ilk 10 günü Kastamonu'da olduğumuz için burada ki trafik epey sıkıştı.
Peş peşe iftar davetlerine katılıyoruz.
Yarın da kardeşler olarak bende toplanacağız.
Masanın resimlerini çekebilirsem yine buradan paylaşırım.
"Afiyetle Kalın"
İFTAR YEMEĞİ MÖNÜSÜ;
Masadakiler;
Etimekli Patlıcan Salatası
Semizotu Salatası
YEMEKLER;
Kırmızı Mercimek Çorbası
Şehriyeli Bulgur Pilavı
Köfte
Tatlı olarak;
Haşhaşlı Tatlı
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
Sultanahmet Meydanı'nda Ramazan için düzenlenen etkinlikleri görmek için, bakınız;
Muhterem'le Geziye-Sultanahmet'te Ramazan
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
14:33
9
yorum
Etiketler: YEMEK MASASI
22 Ağustos 2011
KIZILCIK ŞERBETİ
Kızılcık bizim oralarda (Kastamonu) Kiren olarak bilinir.
Başta tarhanası, marmelatı, kompostosu hazırlanır.
Bu yıl köydeki yaz tatilimizden döneceğimiz gün Emine halam evin yan tarafında ki Kiren ağacından 1 poşet Kiren toplayıp "bunları eve gidince kullanırsın" diyerek bana verdi.
Açıkçası ben daha önce annemin yaptığı kiren tarhanası dışında kirenle ilgili hiç bir şey yapmadım.
İstanbul'a gelince Kiren'i buzdolabına kaldırdım.
Yerleşmemiz bittikten sonra internetten kireni değerlendirmek için tarif aramaya başladım.
Şerbet yapmak aklımda olduğu için önceliği şerbete verdim.
Portakal Ağacı'nda "Kızılcık Şurubu" tarifini görünce hemen not alıp, Hatice'nin tarifine göre şerbeti hazırladım.
Bu tarifte şerbet konsantre olarak hazırlanıyor, kullanacağınız zaman sulandırıyorsunuz.
Kirenin yarısı ile şerbet diğer yarısı ile Kızılcık Marmelatı hazırladım, marmelatın tarifi çok yakında!...
Bu arada;
Kızılcık-Kiren Tarhanası tarifi için, tıklayın.
"Afiyetle Kalın"
Kızılcık veya Kiren olarak bilinen meyve hakkında Sabah gazetesinde çıkan yazıyı paylaşmak istiyorum.
Her derde deva kızılcık meyvesi;
Kızılcık, sonbaharın habercisi olan bir meyvedir. Eylül ve ekim aylarında meyvelerini verir, havalar iyice soğuduğunda ise sessizce yapraklarını dökerek tohuma çekilir. Karadeniz'de ve İstanbul'un Karadeniz'e yakın yamaçlarında kızılcık bol miktarda yetişir. Ağustos sonunda açan çiçekleri sarı, meyvesi ise koyu kırmızı renktedir. Tadı ekşi ve mayhoştur. Yararları saymakla bitmez! Meyvesi, yaprağı, ağacının kökü, gövdesi, kabuğu tümüyle şifalıdır. Bu köşeye neden konu olduğunu soracak olursanız, kızılcık en önde gelen anti- aging gıdalardan birisidir.
* Antioksidan etkisi: Kızılcıkta bol miktarda flavanoid (izoflavon), karotinoid ve müthiş bir antioksidan olan melatonin bulunur.
* Flavonoidler (İzoflavonlar): Tüm narenciyelerde, üzüm çekirdeğinde, kırmızı şarapta, yeşil çayda, elmada, soya fasulyesinde ve soğanda bulunan övmekle bitiremediğimiz en önemli madde flavonoid'dir. Şu an bilinen 4000 çeşit flavonoid var. Bunlar vücut direncini artırır, hastalıklardan korunmamızı ve onlarla baş etmemizi sağlarlar. Vücudumuzdaki iltihaplanmayı önleyen, alerjileri azaltan, kan damarlarını güçlendiren muhteşem antioksidanlardır. Ateşli hastalıklarda ve menapozdaki ateş basmalarında çok rahatlatırlar.
* Karotinoidler: Kırmızı, turuncu, sarı meyvelerin ve koyu yeşil sebzelerin yararları ve canlı renkleri karotinoidlerden gelir. Bildiğimiz en ünlü karotinoid domatesteki likopendir. Günümüzde keşfedilmiş olan 600 çeşit karotinoid var. Bunların hepsi antioksidan etkileriyle tanınırlar. Bağışıklık sistemini güçlendirirler, hastalıklarla savaşırlar, retinayı koruyarak görüşümüzün berrak olmasını sağlarlar. Kalp hastalıklarını, prostat ve akciğer kanserlerini önlerler.
* Kızılcık zengin bir melatonin kaynağıdır: Beynimizde bulunan epifiz bezi, hava karardıktan sonra melatonin adı verilen bir hormon salgılar. Yaşam ritmimizi ve uykumuzu bu hormona borçluyuz. Uyku beyni dinlendirir, güçlendirir, hücre yenilenmesini sağlar, bağışıklık sistemini, oksidasyonu onarır ve tüm yaşam kalitesini yükseltir. Öte yandan önemli hormonların salgılanmasına yardımcı olur. Bir çok bilim adamı melatonini en önemli anti-oksidan olarak tanımlarlar. Melatonin takviyesi günümüzdeki temel anti aging tedavilerinden birisi olmuştur. Bu hormonun doktor kontrolünde kullanımı, bağışıklık sistemini ve yaşam kalitesini etkili bir şekilde yükseltir. Melatonin ilaçlarının birçoğu kızılcıktan yapılır. Uyku sorunlarınız varsa, gece yatmadan önce bir bardak kızılcık suyu içmenizi tavsiye ederim.
* İbni Sina'nın yara ve yanık ilacı: Kızılcık kanın pıhtılaşmasını artırır. Çiğden hazırlanmış kızılcık suyu veya kaynatarak yapılan kızılcık şerbeti, kan pıhtılaşmasını düzenler. Özellikle şeker hastaları için yararlıdır. Ünlü hekim İbni Sina, yaraları yıkamak için kızılcık suyu; yarayanık merhemi yapmak için ağacın kökünü kullanırmış.
* Ateş düşürücü ve ishale karşı: Kızılcık kabuğu ateş düşürücü ve güçlü bir ishal kesicidir. 1 yemek kaşığı dolusu taze veya kuru kızılcık ile 1 fincan soğuk suyu 5 dakika kaynatın. 15 dakika demledikten sonra süzgeçten geçirin ve sonra ishale karşı ilaç olarak kullanın. 60 gr kızılcık ağacı kabuğunu 1 litre su ile kaynatarak, ateşli hastalıkların tedavisinde kullanabilirsiniz. Eskiler bu karışımı özellikle sıtmaya karşı hazırlarlarmış.
* İdrar yolu enfeksiyonları ve böbrek taşlarına karşı doğal destek: Özellikle bayanlar sık sık sistit ve idrar yolu enfeksiyonu geçirirler. Kızılcık bu sorunların tedavisine yardımcı olur. İdrar enfeksiyonlarının çoğuna e-coli adı verilen bir bakteri neden olur. Kızılcıkta bulunan benzoik asit bakterilerin çoğalmasını engeller ve vücudumuzdan atılmasını kolaylaştırır. Kızılcık suyu, şerbeti veya kompostosu idrarımızdaki asit miktarını arttırır. Böylece böbrek taşlarının (özellikle kalsiyum taşları) tedavisinde kullanılır. Bu arada idrardaki ağır kokuları da giderir.
* Gece işemeleri: Gece işeme sorunu olan çocuklara kızılcık yapraklarından bir ilaç hazırlayabilirsiniz. 30 gr. kızılcık yaprağını, 1 litre su ile kaynatıp, 1/3 kadarını buharlaşıncaya kadar ateşte tutun. Süzgeçten geçirip, soğuyunca cam bir şişeye doldurun. Geceleri yatmadan önce çocuğunuza bu çaydan bir fincan içirin.Malzemeler;
Yarım kilo Kızılcık,
2,5 su bardağı toz şeker,
2 su bardağı su,
2 tatlı kaşığı limon suyu.
TARİFİ;
Kızılcığın saplarını çıkarıp, yıkayın ve süzün.
Tencereye alıp, 1 su bardağı su ile kaynatın.
Kaynadıktan sonra bir süzgeçte ezerek suyunu çıkarın.
Şeker ile 1 bardak suyu kaynatın.
Kaynayan şekerli suya çıkardığınız Kızılcık suyunu ilave edin.
1-2 taşım kaynayınca limon suyunu ekleyin.
Tekrar 1-2 taşım daha kaynatın ve ocağın altını kapatın.
Şurubu kavanoza koyup, ağzını kapatın.
Servis yapacağınız zaman yarım bardak şuruba, yarım bardak su ilave edin.
"Afiyet Olsun"
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
Ramazan ayının en güzel etkinliklerinden birisi olan Türkiye Kitap Fuarı ile ilgili resimleri görmek için, bakınız;
Muhterem'le Geziye-30.Türkiye Kitap Fuarı
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
16:53
11
yorum
Etiketler: İÇECEKLER, YÖRESEL YEMEKLER
18 Ağustos 2011
SOĞAN DOLMASI
Beyaz soğanı çok severim, yemeklerimde ve acı olmadığı için salatalarda bol bol kullanırım.
Soğan salatasında tercihim beyaz soğandır.
Bakınız; Soğan Salatası
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
İsmek sergilerinden sonra ilk gezi yazımız Hekimoğlu Ali Paşa Camisi'ne olacak.
Bakınız;
Muhterem'le Geziye-Hekimoğlu Ali Paşa Camii
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
12:41
6
yorum
Etiketler: SARMA ve DOLMALAR
15 Ağustos 2011
DİKEN UCU KAVURMASI
Prof. Dr. Ahmet Maranki Malzemeler;
Yarım kilo diken ucu,
2 adet kuru soğan, Birer adet renkli biber, 2 adet domates, Tuz, zeytinyağ.
Bu yıl pazarda görüp aldığım son yenilebilir ot, diken ucu oldu.
Diken ucunun yöresel ve bilinen pek çok adı var.
Diken ucu, diken mancarı, melevcen, merevcen, merucan, zimilaçi, saparna, Ordu'da melocan, Samsun'da kırçan, Kastamonu'da müzlimek.
Genelde pişirirken aynı yöntemler kullanılsa da turşusunun çok güzel olduğunu öğrendim.
Kısmetse turşusunu da seneye yaparız artık.
Pazarda fiyatı 5 Liraydı, yarım kilo aldım, bize fazlası ile yetti.
Pişirirken içine renkli bir görüntü vermesi için renkli Kaliforniya biberlerinden ekledim.
Not;
Sert olan sap kısımlarını fazla kullanmayın, kolay kolay pişmiyorlar.
"Afiyetle Kalın"
DİKEN UCU; (Diken gözü, diken otu, gıcır dikeni)
Özellikleri:
Sıcaklık ve kuruluğu birinci derecededir. Filizleri sebze olarak toplanır.
Bünyeyi kuvvetlendirici etkisi vardır.
Ağrı kesici özelliği vardır.
Böbrek ve mesanede olan taşları eritip idrar yolundan atılmasını sağlar.
Kullanım Şekli:
Kökleri çay gibi demlenerek kullanılır.
İğne ve diken batmış yararlın üzerine uygulanırsa dışarı çıkartıp yaraları iyileştirir. Haşlamasından yapılan şerbet idrarı söker.
Maydanoz ile kerevizle beraber damıtılıp içilirse bünyeyi kuvvetlendirir.
Ot tazeyken özsuyu çıkarılıp saflaştırdıktan sonra bir miktar şekerle kaynatılıp kıvama getirilir. Kullanılan karışım yukarıda sayılan tüm hastalıklara şifa verir.
TARİFİ;
Diken uçlarını, üzerinde karınca çıkma ihtimali yüksek olduğu için suyun altında iyice yıkayın.
Sap kısımlarını ince, narin kısımlarını geniş olarak kesin.
Kaynayan suyun içinde haşlayıp, süzün ve hemen soğuk suyun içine atın.
Tencerede küçük küçük doğradığınız soğanları zeytinyağında kavurmaya başlayın.
İçine küçük doğradığınız renkli biberleri ekleyip, kavurmaya devam edin.
Domateslerin kabuklarını soyup, doğrayın ve tencereye ilave edin.
Haşlanıp süzülmüş, diken uçlarını da tencereye ekleyip, tuzunu ve istediğiniz baharatı (kırmızı pul biber gibi) ilave edip, kısık ateşte pişirin.
Eğer sapları pişmemişse 1 çay bardağı su ilave edip, kısık ateşte biraz daha pişirebilirsiniz.
"Afiyet Olsun"
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
14:25
3
yorum
Etiketler: YEMEKLER, YENİLEBİLİR OTLAR, YÖRESEL YEMEKLER
13 Ağustos 2011
MAYALI, ELDE AÇMA BÖREK
Biten tatilin ardından İstanbul'dan herkese selamlar : )
Çarşamba günü Kastamonu'dan döndük, artık İstanbul'dayım.
Geldiğim günden beri fırsatını bulup, internete giremedim.
Birde Kastamonu'nun temiz havasından sonra İstanbul'un havası ağır geldi, evin içinde bir kaç gündür sersem sepelek dolaşıyorum.
Oysa biz buradan Kastamonu'ya gittiğimiz zaman aynı gün içinde bütün evi temizleyecek güçte ve enerjide oluyorum.
Üstelik uyandığınız zaman gerçekten dinlenmiş olarak uyanıyorsunuz.
İstanbul geldiğimiz günden beri çok şükür serin bir havanın etkisinde, şimdilik bir sıkıntı çekmedik.
Şimdi Ramazan'a özel etkinliklere günü geçmeden katılmam ve bol bol resim çekmem lazım : )
Gelelim tarifimize, bu böreği Puf Puf Poğaça tarifi ile hazırladım.
Ispanak tezgahlardan henüz kalkmamıştı, o yüzden iç malzemesinde ıspanak kullandım.
Fakat eminim patates, kıyma, peynir ve diğer pek çok malzeme bu böreğin içinde çok lezzetli olur.
Böreğin şeklini gül böreği şeklinde yaptım, mayanın etkisi ile kabaran börekler epey büyük ama doyurucu oldu.
Bir daha ki sefere, tepsinin ortasından başlayarak sara sara tepsi böreği şeklinde hazırlayacağım.
"Afiyetle Kalın"
MAYALI, ELDE AÇMA BÖREK;
Malzemeler:
1 su bardağı sıvı yağ,
1 su bardağı ılık süt,
1 su bardağı ılık su,
1 adet 42 Gramlık yaş veya 10 gramlık kuru maya,
3 tatlı kaşığı toz şeker,
1 tatlı kaşığı tuz,
1 adet yumurta,
Aldığı kadar un,
İçi için;
Kavrulmuş ıspanak veya peynir, maydanoz.
İçine sürmek için ayrıca sıvı yağ.
Üzerine;
1 adet yumurta.
TARİFİ;
Mayayı ılık süt ve suda eritin.
İçine yumurta beyazı, sıvıyağ, tuz, şeker ve unu ekleyerek yumuşak bir hamur yoğurun.
Yoğurduğunuz hamurun üzerini örterek 10 dakika bekletin.
Daha sonra büyük bir mandalina büyüklüğünde pezilere ayırıp, yuvarlayın.
Pezileri 10-15 dakika dinlendirin.
Un serptiğiniz tezgahta pezileri servis tabağı büyüklüğünde açıp, içine fırça ile sıvı yağ sürün.
Kavrulmuş ıspanak yada farklı bir iç malzemesi yerleştirin.
Gül böreği yapar gibi yuvarlayıp, şekil verin.
Yağlanmış yada yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin.
Diğer pezileri de aynı şekilde hazırlayın.
Not;
İsterseniz bu böreği yuvarlak bir tepside, açtığınız her yufkayı ortadaki böreğin çevresine sararak hazırlayabilirsiniz.
Hazırladığınız böreklerin üzerini örtüp, 30 dakika bekletin.
Kabaran böreklerin üzerine biraz sıvıyağ eklediğiniz yumurta sürüp, önceden ısıttığınız orta hararette ki fırında kızarıncaya kadar pişirin.
Fırından çıkan böreklerin üzerini temiz bir bez ile örtüp, yumuşaklığını muhafaza etmesini sağlayın.
Sıcak sıcak servis yapın.
"Afiyet Olsun"
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
15:05
9
yorum
Etiketler: BÖREKLER, HAMUR İŞLERİ, MAYALI TARİFLER
02 Ağustos 2011
KASTAMONU'DA İFTAR
Dün akşam ilk iftarımızı oğlum ve kızımla birlikte Kastamonu'da açtık.
Daha önce bahsetmiştim, bu yıl yaz tatilimizi Kastamonu'da oğlumun yanında geçiriyoruz.
19 gündür çok güzel günler geçirdik fakat yarın sabah ayrılık vakti, biraz da köyde durmak için yarın sabah kızımla birlikte köye gideceğiz.
İstanbul'a ne zaman döneceğimiz halen belli değil.
Bu yıl Kastamonu'da oğlumun sayesinde daha önce hiç gitmediğim yerlere gittim.
Tam turistik bir gezi oldu.
İnşaallah bu gezilerde çektiğim resimleri gezi sayfamda paylaşacağım.
Tabii bu yazıları İstanbul'a döndüğümde fırsatını bulduğum anda hazırlayabilirim.
Havalar Kastamonu'da 2 gündür oldukça güzel geçiyor.
Hatta bugün hava yağışlı ve serin, çok rahat oruç tutabiliyoruz.
Bugün İftar 20.11'de, sahur 03.46'da.
İFTAR MÖNÜMÜZ;Mantar Çorbası
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
19:49
9
yorum
Etiketler: YEMEK MASASI
01 Ağustos 2011
HAYIRLI RAMAZANLAR!
Dün akşam kılınan Teravih Namazı ve Sahur ile birlikte bu yılın Ramazan ayına ulaşmış bulunuyoruz.
Rabbim bu Mübarek ayı en güzel şekilde değerlendirebilmeyi hepimize nasip etsin.
Hâlen Kastamonu'dayım, bu yıl ki Ramazan orucumuzu burada tutmaya başladık.
Ramazan'ın sonuna kadar burada kalacakmıyız henüz belli değil.
İstanbul'un sıcak ve nemli havasında oruç tutmaktansa burada tutmayı tercih ederim.
Fakat yıllardır takip ettiğim, eskiden Sultanahmet'te 2 yıldır Beyazıt'ta açılan Türkiye Kitap Fuarı'na bu yıl gidemezsem üzülürüm.
Ayrıca bu yıl Sultanahmet'te çok güzel düzenlemeler yapılmış ve Ramazan'a özel standlar hazırlanmış, onları da görmeyi çok isterim.
Kısmetse Ramazan bitmeden İstanbul'a gidip, hepsini ziyaret ederim.
Bu arada;
Çarşamba günü köye gideceğim, internet bağlantısı olmadığı için buralarda olamayacağım.
"Afiyetle Kalın"






