Bu sıcak havalarda sayfama içecekler kategorisi açmaya karar verdim.
Bazen yemek dergi ve kitaplarında çok güzel içeceklerin tarifi veriliyor.
Beğendiklerimi deneyip, tarifleri buradan sizlerle paylaşacağım.
İlk tarifimiz "şeftalili ve çaylı içecek" içinde 1 bardak demlenmiş çay, şeftali suyu, limon suyu var.
Bizim hoşumuza gitti, limonatadan farklı, alternatif içecek arayanlar için güzel bir seçenek.
"Afiyetle Kalın"ŞEFTALİLİ ÇAYLI İÇECEK;
Malzemeler;
1 su bardağı demlenmiş çay,
1 su bardağı şeftali suyu,
Yarım su bardağı limon suyu,
Yarım su bardağı toz şeker,
1 adet şeftalinin dilimleri,
1 dilim limon,
2-3 yaprak nane,
5-6 küp buz.
Yapılışı;
Bütün sıvı malzemeleri karıştırın.
İçine toz şekeri ekleyin ve şeker eriyinceye kadar karıştırın.
1 adet limon dilimini, nane yapraklarını ve dilimlediğiniz şeftaliyi içine ekleyin.
En son buz küplerini ilave ederek soğuk olarak servis yapın.
"Afiyet Olsun"
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
14 Temmuz 2009
ŞEFTALİLİ VE ÇAYLI İÇECEK
10 Temmuz 2009
FIRINDA YUFKALI KABAK GRATEN
Bu tarifi Özlem'in sayfasında gördüğüm anda bayıldım.
Hemen denedim, resimdeki görüntü beni yanıtmadı ve tadını çok sevdik.
Bugüne kadar 4-5 defa yaptım ama tarifi vermek, bugüne kısmet oldu.
Bu arada bu tarifin ismi "Kabak Graten-Kabaklı börek" olarak geçiyor.
Bu tarifin en önemli özelliği içinde yufka parçalarının olması.
Kabak mücver yaparken kullandığımız unun yerine yufka kullanıyorsunuz.
Bu sıcak günlerde oldukça hafif bir öğün olabilir.
"Afiyetle Kalın"
FIRINDA YUFKALI KABAK GRATEN;
Malzemeler;
4 adet kabak,
1 su bardağı süt,
1 çay bardağı sıvı yağ,
1 adet yumurta,
3 adet yufka,
1 küçük kalıp beyaz peynir,
yarım demet dereotu,
Tuz ve kuru nane,
Üzeri için;
1 kase kaşar rendesi,
2-3 kaşık çörek otu.
Yapılışı;
Kabakları rendeleyin, yufkaları parçalayın.
Süt, sıvı yağ, yumurtayı çırpın, beyaz peyniri ufalayın.
Dereotunu incecik doğrayın.
Hepsini karıştırın, tuz ve biraz kuru nane ekleyin.
Yağladığınız Borcam'a hazırladığınız kabaklı karışımı yerleştirin.
Üzerine rendelenmiş kaşar peynir ve çörek otu serpin.
Önceden ısıtılmış, orta hararette ki fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
"Afiyet Olsun"
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
Abana Limanı'nın resimlerini görmek için, tıklayın.
07 Temmuz 2009
HELLİM PEYNİRLİ SALATA
Hellim peyniri ile tanışalı 1 yılı geçti.
Önceden de Hellimden haberim vardı ama alıp, denememiştim.
Tanıştıktan sonrada bir daha hiç ayrılmadık : )
Bazen tost makinesinde büyük dilimler halinde, bazende küp küp doğrayıp, teflon tavada pişirerek sık sık kullanıyorum.
Yemeğe gelen misafirlerime hazırladığım salataları sık sık hellim ile süsleyip, lezzetlendiriyorum.
Eğer bizbize yemek yiyeceksek, kızartmak daha kolay olduğu için, dilimleri resimdeki gibi büyük hazırlıyorum.
Misafir için salata yapacaksam hellimleri bereketli olsun diye küp küp doğruyorum.
Hellim çok tuzlu bir peynir, o yüzden pişirmeden yarım saat önce su dolu bir kasede bekletiyorum.
Hellimi çok bekletmeden, sıcak sıcak tüketmenizi öneririm.
"Afiyetle Kalın"
HELLİM PEYNİRLİ SALATA;
Malzemeler;
1 paket Hellim peyniri,
1 demet yeşil kıvırcık,
1 demet mor kıvırcık (lollo rosso)
3-4 adet kırmızı biber turşusu,
10 adet cherry domates,
Süslemek için; Nane yaprakları,
Tuz, zeytinyağı, yarım limon.
Yapılışı;
Hellim peynirleri fazla tuzunun gitmesi için, su dolu bir kasede yarım saat bekletin.
Kıvırcıkları bol suda yıkayıp, iyice süzün.
Hellimleri dilimler halinde kesip, tost makinesinde yada teflon tavada önlü-arkalı kızartın.
İsterseniz peynirlerin üzerine fırça ile biraz zeytinyağı sürebilirsiniz.
Salata malzemelerini iri parçalar halinde koparıp, salata kasesine yerleştirin.
Kırmızı biber turşusunu şeritler halinde kesip, salataya yerleştirin.
Kızarttığınız hellim peynirlerini ve cherry domatesleri salatanın üzerine dizin.
Tuz, zeytinyağı ve limon ile hazırladığınız sosu servis yapacağınız zaman salataya ekleyin.
"Afiyet Olsun"
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
5 Temmuz Abana'nın önemli şahsiyetlerinden Türkiye Futbol Federasyonu eski başkanı Sayın Hasan Doğan'ın ölüm yıldönümüydü.
Onun anısına Abana resimlerinden oluşan bir yazı hazırladım, bakınız;
Hasan Doğan'ın Anısına; Abana
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
10:54
12
yorum
Etiketler: SALATALAR (YEMEK)
02 Temmuz 2009
TAVUKLU ENGİNAR
Görmüş olduğunuz bu tavuklu enginarı geçen ay, enginarlar henüz kılçıklanmadan önce pişirmiştim.
Eşime daha önce somon balıklısını pişirdim, ben balık yemediğim için onların tadına bile bakmamıştım.
Bende sürekli yemek dergilerinde karşıma çıkan tavuklusunu denedim, benim için güzel ve lezzetli bir alternatif oldu.
"Afiyetle Kalın"
TAVUKLU ENGİNAR;
Malzemeler;
6 adet çanak şeklinde enginar,
1 adet limon,
1 adet kemiksiz tavuk göğsü,
2 adet domates,
2 adet sivri biber,
1 adet kuru soğan,
4-5 dal maydanoz,
4-5 dal dereotu,
1 çay bardağı zeytinyağ,
Tuz, karabiber, kırmızı pul biber,
Üzerine;
1 çay bardağı kaşar peynir rendesi,
Sos için;
1 yemek kaşığı biber salçası,
Yapılışı;
Enginarları limon sıktığınız suda biraz diri kalacak şekilde haşlayın.
Tavuk göğsünü yıkayın ve kuşbaşı doğrayın.
Soğanı küçük doğrayıp, biraz zeytinyağı ile kavurmaya başlayın.
Domatesi, sivri biberide ufak ufak doğrayıp, soğana ekleyin.
Tuz, karabiber, pul biber gibi ağız tadınıza uygun baharatları ekleyin.
İncecik doğradığınız maydanozları ilave edip, tavuklu içi pişirin.
Haşladığınız enginarları fırına dayanıklı bir tepsiye dizin.
İçlerine hazırladığınız tavuk soteyi yerleştirin.
Üzerlerine biraz tuz ve zeytinyağı serpin.
Tepsinin dibine biraz su ekleyin.
Önceden ısıtılmış fırında orta hararette enginarları pişirin.
Fırından çıkmasına yakın, kaşar rendesini ekleyin.
Kaşarlar kızarınca fırından çıkarın.
Fırın tepsisinin dibinde ki suyu sos tenceresine alın,
1 yemek kaşığı biber salçası ekleyin ve 3-4 dakika salça kokusu gidinceye kadar pişirin.
Servis tabağına önce salçalı sosu, daha sonra enginarları yerleştirin.
Dereotu ile süsleyin.
Sıcak sıcak servis yapın.
"Afiyet Olsun"
*Muhterem'le Geziye güncellendi.
Belgrad Ormanı-Bentler Mesire Yeri hakkında ki yazı ve resimleri görmek için, tıklayın.
29 Haziran 2009
MUHTEREM'LE AFİYETLE 3 YAŞINDA!
27 Haziran 2009
KAŞARLI MANTAR
"Afiyetle Kalın"
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
09:44
3
yorum
Etiketler: GARNİTÜRLER
26 Haziran 2009
MICHAEL JACKSON HAYATINI KAYBETTİ
Bugün güne 2 ölüm haberi ile başladık.
Birisi, hastalığı çok ilerlediği için sayılı günleri kaldığı söylenen Farah Fawcett, diğeri ise gençliğimizin vazgeçilmez popçularından herkesin deyimi ile popun kralı Michael Jackson.
Farah Fawcett'in durumunun çok ağır olduğunu ve her an hayatını kaybedeceğini daha önce öğrenmiştim, onun için ölümüne çok şaşırmadım.
Ama Michael Jackson'ın ölüm haberi herkes gibi beni de çok şaşırttı.
Bugün dünyanın gündeminde ne savaş, ne açlık, ne de başka bir şey vardı, bugün gündem Michael Jackson'dı.
Ben gençliğimde sıkı bir Tv'de 7 Gong ve Blue Jean takipçisiydim.
Aldığım dergileri hiç atmadığım için hemen dergilerimi ortaya çıkarıp, Michael ile ilgili haberlerin olduğu dergileri çıkardım.
Hepsini okuyup, o günlere geri döndüm.
Bizim kuşağın, bugünkü gibi yüzlerce tv kanalı seçeneği, yada bilgisayar-internet gibi bir seçeneği yoktu.
Haftanın belli günlerinde İzzet Öz'ün, Sezen Cumhur Önal'ın sunduğu programlar ve Pop Saati isimli bir programdan yabancı müzik kliplerini takip ederdik.
1989 yılında Star tv ilk yayınlarına başladığı zaman, belli bir süreyi yabancı kliplere ayırırdı.
Hele Michael'ın, Dangerous albümünde ki Black or White klibini ve o albümde ki pek çok şarkının klibini öyle çok gösterirdi ki hepsini ezberlemiştik.
Klipleri sinema tadında, tam bir görsel şölen olurdu.
Number One Tv sabahtan beri Michael'in kliplerini gösteriyor.
Klipleri seyredip, eski günleri yâd ediyorum.
Adı iyi yada kötü pek çok olayda geçsede özel hayatı beni ilgilendirmiyor.
O iyi bir pop ve dans sanatçısıydı.
Dünya ve çevre sorunları için ve açlıkla mücadele için yaptıklarını kimse göz ardı edemez.
Bugün pek çok yerde duyduğum cümleye katılıyorum.
"O kariyeri kötü yönetilmiş, yalnış yönlendirilmiş iyi bir sanatçıydı"
Pop dünyasının başı sağolsun.
23 Haziran 2009
YE # 46 SEPET MAKARNA
YE # 46 MAKARNA= SEPET MAKARNA
Bu ay ki yemek etkinliğimizin konusu çoğumuzun vazgeçilmez yemeği, makarna.
Ev sahibimiz; Yeşil Kivi blogunun sahibi olan arkadaşımız Seçil.
Etkinliğe 2006 yılındaki makarna etkinliğinde gördüğüm, o günden beri yapmak istediğim, sepet makarna ile katılıyorum.
Bu tarifi Benim Mutfağım blogunun yazarı Asya'da görmüştüm.
Asya'nın tarifi için tıklayın.
Asya'da yabancı bir siteden almış.
Aldığı sitede ki görüntü ve resimler muhteşem, orada kullandıkları fırın kabı daha derin olduğu için, şekli sebebi ile adı Arı Kovanı olarak geçiyor.
O tarifi görmek için, tıklayın.
Görüntü muhteşem, tadı çok güzel, kokusu nefis ama yapılışı çok zahmetli.
Bu makarnayı yapmak için biraz sabırlı olmanız gerekiyor.
Makarnaları dizmek, dökülmeden dizdiğiniz yerde durmasını sağlamak en zahmetli kısmı.
Makarnaları kalıpta margarin tutuyor, margarin erimeden makarnaları dizmek gerekiyor.
Ben makarnaları, kalıptaki margarin erimesin diye sıcak olduğu için mutfakta değil, serin olan salonda ki masada dizdim.
İçine fazla sebze eklemedim, sadece mantar kullandım, siz bezelye-havuç gibi farklı sebzeler ekleyebilirsiniz.
Piştikten sonra sakın hemen kalıbında çıkarıp, servis yapmayın.
Hemen çıkarırsanız, o sıcaklıkla makarnanız yayılabilir.
Kalıbının içinde en az 15-20 dakika dinlendirin.
Kalıbın içinde olduğu için soğuyacak diye endişelenmenize gerek yok.SEPET MAKARNA;
Malzemeler;
1 paket fırın makarna,
1 yemek kaşığı margarin,
İçi için;
300 gram köftelik kıyma,
1 paket köfte harcı,
1 yumurta,
6-7 dal incecik doğranmış maydanoz,
Ayrıca;
300 gram kültür mantarı,
1 adet küçük kuru soğan,
yarım çay bardağı zeytinyağ,
Beşamel sos için;
2 yemek kaşığı tereyağ,
3 yemek kaşığı un,
3 su bardağı süt,
Tuz, karabiber.
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peynir.
Makarnaları kaynayan tuzlu suda, kırmadan hafif diri (al dante) kalacak şekilde haşlayın.
Üzerinden bol soğuk su geçirerek iyice soğutun.
Makarnaların soğuk olması kalıptaki margarinin erimemesi için, çok mühim.
Fırına girebilen derin tencere veya kaseyi soğuk margarinle iyice yağlayın.
Ben Arcopal'in üçlü tencere setinin en büyüğünü kullandım.
Yağladıktan sonra makarnayı hemen döşemeyecekseniz, kalıbı mutlaka buzdolabında bekletin.
İşin en zahmetli kısmı olan makarnaları dizmeye en dibinden başlayın.
Tam ortası açık kalabilir, küçük parçalarla ortasını kapatabilirsiniz.
Makarnaları gelişi güzel değilde, biten makarnanın peşinden diğerini birleştirerek düzenli bir şekilde dizin.
Dizme işi bitince kalıbı buzdolabında 10 dakika bekletin.
Kıyma, köfte harcı, 1 yumurta, 6-7 dal incecik kıyılmış maydanoz ve 2 çay bardağı su ile köfteyi yoğurun.
Köfteyi dizilmiş makarnaların üzerine, makarnaları düşürmeden dikkatlice kaplayın.
Makarnaları düşürmemek için köfteye elinizde şekil verip, tencereye öyle yapıştırabilirsiniz.
Küçük bir soğanı minik minik doğrayın, yarım çay bardağı zeytinyağı ile kavurun.
Mantarları yıkayıp, iyice süzün ve dilimleyin.
Soğanlarla birlikte pişirin.
Beşamel sosu yapmak için;
Tereyağını eritin, üzerine sürekli karıştırarak unu ekleyin.
Unu kavurup, ılık haldeki sütü ekleyin.
Tuzunu ilave edip, muhallebi gibi oluncaya kadar sürekli karıştırın.
Topaklanırsa blender ile çırpın.
Hazırladığınız beşamel sosu, pişirdiğiniz mantarları, artan makarnanın birazı ile karıştırın ve kalıpta ki köftenin üzerine yerleştirin.
En üst kısmına tekrar makarna dizin.
Altta ki beşamel sosun etkisi ile bu son makarna bölümünü çok kolay dizebilirsiniz.
1 su bardağı kaşar rendesini üzerine yerleştirin.
Önceden ısıttığınız fırında orta hararette pişirin.
Benim fırınım doğalgazlı olduğu için pişirme sıcaklığını veremiyorum.
Fırın ısısı ne çok kısık olsun, ne de hararetli olsun.Makarna piştikten sonra kalıptan çıkarınca yayılmaması için mutlaka, kalıbının içinde 15-20 dakika dinlendirin.
Büyük bir servis tabağına ters çevirerek, dilimleyerek servis yapın.
"Afiyet Olsun"
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
11:33
20
yorum
Etiketler: MAKARNALAR, YE # ETKİNLİK
18 Haziran 2009
PAÇA ÇORBASI
YAMAN ETKİNLİK-BABAMIN SEVDİĞİ TATLAR
Bu ay ki Yaman Etkinlik konumuz, Haziran ayında kutlanan Babalar Günü için "Babamın Sevdiği Tatlar" olarak belirlendi.
Ev sahibimiz; Ferahın Mutfağı sitesinin sahibi, Ferah.
Etkinlik tariflerine buradan ulaşabilirsiniz.
Etkinliğin konusunu öğrenince önce katılmamayı düşündüm.
Çünkü ben babamı 2001 yılında kaybettim.
Bu konu ile daha önce yazdığım yazıyı ve babamla olan anılarımı okumak için, bakınız;
Gurbetçi Çocuğu Olmak
Sonradan onun anısına, onun çok sevdiği ve benimde yemediğim ve yapılışını bilmediğim halde sırf babam sevdiği için yapmayı öğrendiğim, her izine gelişinde bana geldiğinde babam için pişirdiğim "Paça Çorbası " ile katılmaya karar verdim.
Bizim ailede özellikle beyler paça çorbasını çok severler ama ben babamı kaybettikten sonra hiç paça çorbası pişirmedim.
Yıllar sonra ilk defa bu etkinlik için paça pişirdim.
"Afiyetle Kalın"
Paça çorbasını ilk defa yapacak olanlar için resimli olarak yapılışını ekledim.
Resimlerin üzerine tıklayarak, daha büyük görebilirsiniz.
Yapılışı;
Paçaları ocakta iyice ütüleyin.
Özellikle tırnak arasında ki tüyleri iyice yakın, gerekirse keserek çıkarın.
Ütüledikten sonra ovalayarak, iyice yıkayın.
Paçaların iki tırnak arasını bıçakla yukarıya doğru kesin.
Çok zor piştiği için düdüklü tencere kullanmanızı öneririm.
Düdüklü tencereye yerleştirdiğiniz paçalara üzerini biraz geçecek kadar su ekleyin.
Kaynayıncaya kadar kuvvetli ateşte, kaynadıktan sonra kısık ateşte pişirin.
Arada bir tencereyi sallayarak suyunun bitip, bitmediğini kontrol etmeyi unutmayın.
30-35 dakika iyice yumuşayıncaya kadar pişirin.
2 kaşık unu 1 su bardağı soğuk suda pürüzsüz olacak şekilde karıştırın.
Hazırladığınız meyaneye 1 kepçe paça suyundan ilave edip, karıştıra karıştıra çorbaya ekleyin.
Tuzunu ve sarımsağını ilave edip, 5 dakika daha pişirip, ocağı kapatın.
Servis yaparken isterseniz eti kemiklerinden sıyırarak, yada paçanın bütünlüğünü bozmadan bütün olarak servis yapın.
Son söz;
Paçayı mutlaka sirke ile servis yapın.
"Afiyet Olsun"
.jpg)
*Muhterem'le Geziye'den güzel haberler var.
Zaman gazetesinin Cumartesi ekinde gezi blogları ile ilgili yazıda Muhterem'le Geziye'de tanıtıldı.
Bakınız;
Muhterem'le Geziye Zaman Gazetesine Çıktı.
16 Haziran 2009
İSMEK FESHANE SERGİSİ 2009-OSMANLI MUTFAĞI
Osmanlı Mutfağı, İsmek sergilerinde en sevdiğim bölümlerden birisidir.
Geçen yıl Yemek branşı ile Osmanlı Mutfağı'nın standları birbirine çok yakındı.
Bu yıl Yemek Branşının standı salonun hemen fark edilebilecek bir bölümüne yerleştirilmişti ama Osmanlı Mutfağı ortalıkta görünmüyordu.
Standda ki görevliye Osmanlı Mutfağı'nın olup,olmadığını sordum.
Tesadüfen Osmanlı Mutfağı'nın branş hocası o sırada oradaymış.
Sağolsun beni standa kadar götürdü ve eğer ilgileniyorsam bulunduğum yerde ki İsmek kursuna dilekçe ile başvurarak o branş eğitim vermiyorsa bile verilen dilekçe ile o branşın eğitimini evime yakın İsmek kursunda görebileceğimi söyledi.
İsmek kurslarında, gidersem seçeceğim branşlar kesinlikle biçki-dikiş-nakış gibi branşlar değil, Yemek-Osmanlı mutfağı-Fotoğrafçılık ve Rölyef olurdu.
Ama şimdilik düşünmüyorum.
Bu yıl Feshane'de ki İsmek sergisinde en büyük değişiklik, oluşturulan Osmanlı Sokağı olmuş.
Osmanlı'ya ait yemekler, hamam kültürü, ağır sırma işlemeli örtüler, padişahların türbelerinde ki sanduka örtüleri olan pişudeler, kına gecesi, sünnet gibi konuları Osmanlı Sokağında toplamışlar.
O bölümün ismi nedir bilmiyorum ama bana aynen Osmanlı Sokağı gibi geldi.
Gezi sayfamda o bölümün resimlerini Osmanlı Sokağı olarak yayınlayacağım.
Konumuza dönersek bu yılda Osmanlı Mutfağı branşı çok güzel yemekler hazırlamış.
Ortam çok güzel düzenlenmiş, geçen yıl birde masa düzenlemesi vardı ama bu yıl sadece sofra olarak kurulmuş.
Geçen yılın sergisi için, bakınız; İsmek Feshane Sergisi 2008-Osmanlı Mutfağı
Birbirinden ilginç yemekler vardı, mesela Taflan kavurması, Kiraz kavurması, Balık turşusu gibi.
Çemen Otlu Ayran Aşı.
Gönderen
Muhterem'le Afiyetle
zaman:
12:59
3
yorum
Etiketler: FUAR-SERGİ










